absekc.jpg

AKUT YANGI:  

Lökositli yangı

Lökositli yangı (irinli yangı , süpüratif yangı, pürülan yangı), seröz ve fibrinli yangıya göre daha ağır bir tablodur.

Nötrofil polimorf diapedezisinin bol olduğu dönemi temsil eder. Yangı bölgesindeki nötrofil polimorflardan kökenli proteaze türü enzimler nedeniyle doku erimeleri görülebilir. Doku erimesi bulunan bölgeleri “irin” olarak nitelendirilen sarı veya sarı-yeşil renkli, koyuca kıvamlı bir madde doldurur. İrin, canlı ve ölü polimorflardan oluşur. Ayrıca erimiş doku artıkları ile bunlardan açığa çıkan kolesterin, lesitin, yağlar, sabunlar, nükleik asidler, çeşitli enzimler, vb maddeleri içerir. Bu patolojik oluşuma “abse (abscess)” adı verilir.

LÖKOSİTLİ YANGI TÜRLERİ

  • Mukoza: İRİNLİ NEZLE

Mukozalardaki seröz yangının (nezle) ağırlaşması sonucu ortaya çıkar. Mukozaların yüzeyinde mukusla karışık irinli akıntı vardır. Örnekler: irinli trakeit, irinli bronşit.

  • Deri: PÜSTÜL (pustula)

Epidermiste oluşan içi irinle dolu keseciklerdir. Skuamöz epitelle örtülü mukozaların yüzeyinde keratin tabakası bulunmadığından buralar­daki püstüller hemen ülserleşir. Püstül genellikle vezikül veya bül şeklinde başlar. Sonradan kese için­deki seröz sıvıya bol nötrofil katılır. Örnekler: çiçek hastalığı (variola), impetigo, püstüllü psöriazis.

  • Doku içi: FLEGMON (phlegmon)

Bazı bakteriler (örnek: streptokoklar) ürettikleri proteolitik ve fibrinolitik maddelerin yardımıyla doku ve hücre aralıkları boyunca sınırsız bir biçimde yayılabilirler. Yangı sınırlandırılamazsa nötrofil polimorflar doku ve hücre aralıkları boyunca hızla yayılır. Flegmonun bulunduğu bölge şişkin, kırmızı ve ağrılıdır. Yangının en tehlikeli türlerinden biridir. Doku erimesi yoktur (küçük abseleşmelere rastlanabilir).

Örnekler: yılancık (erysipel), flegmonlu apandisit (appendicitis phlegmonosa), ağız tabanı flegmonu, irinli menenjit. Gaz yapan bakterilerin meydana getirdiği flegmona gazlı flegmon denir (bkz Gazlı Gangren).

  • Doku içi: ABSE (abscess)

Yangı yöresinde erime olursa bu boşluğu irin doldurur. Genellikle pyojen bakterilerin neden olduğu fokal bir yangı türüdür. Nötrofillerden kökenli proteolitik enzimlerin dokuları eritir. Oluşan boşluğun içini canlı ve ölü polimorflar, ödem sıvısı, fibrin, bakteriler, erimiş doku artıkları (nükleik asidler, lipidler) ile çeşitli maddeler doldurur. Yeni oluşan absenin henüz belirli bir çeperi yoktur, sınırları da düzenli değildir. Bir süre sonra granülasyon dokusundan yapılı bir çeper meydana gelir (pyojen membran). Pyojen, yani irin doğuran denilmesinin nedeni granülasyon dokusundaki kapiller ağından abse odağına doğru binlerce polimorfun çıkmasıdır. Abseyi besleyen pyojen membran bir yandan da absenin genişlemesini önlemeye çabalar. Bir süre sonra abse sınırları daha düzenli hale gelir, yuvarlaklaşır. Pyojen membrandaki granülasyon dokusunun sikatrisleşmesiyle katı bir çeper or­taya çıkar (kronik abse).

Abse etkenleri içinde en sık rastlanılanı stafiokoklardır. Abse yapan bakteriler arasında pnömokoklar, meningokoklar, gonokoklar, nonhemolitik streptokok­lar vardır. Bunlara pyojen bakteriler denir. Bazı mantarlar ile bazı kimyasal maddeler (terpentin, süblime, gümüş nitrat) de irinlenme yaparlar.

Abse tek veya çok sayıdadır. Ancak mikroskopla görülebilecek kadar küçük olabildiği gibi, çapı 10 cm’yi geçecek kadar büyük olanları da vardır. Küçük ve çok sayıda abseler piyemide (pyemia) görülür. Bunlara “piyemik abseler” denir.

Absenin sonuçları

(i) Oldukça küçük bir absede etken kısa zamanda ortadan kaldırılırsa irinli boşluğu granülasyon dokusu doldurur ve yerinde sikatris bırakarak iyileşir,

(ii) Daha büyük bir absede etken ortadan kaldırıldıktan sonra irinli boşluk fibröz kapsülle çevrilir. Abse içindeki maddelerin büyük bir kısmı rezorbe olur. Geriye içi sarımtırak renkte steril sıvı ile dolu kistik bir boşluk kalır.

Absenin komplikasyonları 

Komplikasyonların gücünde absenin büyüklüğü, sayısı ve özellikle yeri önemlidir;

  1. Piyemi ve sepsis: absedeki etkenler kan ve lenf yolu ile yayılabilir (piyemik abse, septik şok)

  2. Basınç: bazı lokalizasyonlarda absenin kendisinin ve perifokal ödemin yaptığı hacim art­ışı çok tehlikelidir (beyin absesinde intrakraniyal basıncın artması)

  3. Fistül: etkenin/absenin ortadan kaldırılamadığı durumlarda lezyon büyür ve fistülleşebilir. Abse olgusunda önemli bir fenomendir

Absenin fistülleşmesi

Abse içindeki nekrotik hücreler ayrışır, büyük moleküller parçalanır ve çok sayıda küçük molekül ortaya çıkar. Absedeki kolloidal madde artışı osmotik basıncın yükselmesine neden olur. Abse çeperi semipermeabl (yarı geçirgen) bir membrandır. Os­motik basınç yükseldikçe abseyi kuşatan dokulardan sıvı akımı başlar. Abse alanında giderek biriken sıvı buradaki hidrostatik basıncını arttırarak çeperi gerer ve sonunda zayıf bir yerden patlatır. Abse dışına çıkan irin do­kular arasında en az dirençle karşılaştığı yerlerden kendisine yol açarak vücut yüzeyine ulaşır. Absenin delinmesiyle meydana gelen ve irini vücut yüzeylerinden birine boşaltan bu kanala “fistül” denir. Fistülün yönünde yerçekiminin etkisi önemlidir.

Fistüldeki akım (drenaj) irinle birlikte etkenin dışarı atılmasını sağlar ve absenin iyileşmesine yardım eder. Fistülün deriye açılması iyi bir sonuç sayı­labilir. Buna karşılık plevra, periton gibi yerlere açılırsa ağır komplikasyonlar doğurur (empiyem). Bu nedenle büyük abselerin fistülleşmesine meydan vermeden ameliyatla açılarak boşaltılması ve absenin etkinliği süresince meydana gelecek yeni irinin akmasını sağlamak için buraya dren kon­ulması uygun olur.

  • Doğal boşluklar: EMPİYEM (empyema)

Vücudun doğal boşluklarına irin toplanmasıdır. Bakteri ya da mantar kökenli akciğer abselerinin fistülleşmesiyle oluşan plevra empiyemi görece sık görülür. Çok tehlikeli bir yangı şeklidir. Plevra boşluğunda yeşilimsi-sarı, yumuşak krema kıvamında bir madde (irin) vardır. İrin genellikle çok fazla değildir (bazı olgularda 500 ml’yi aşabilir). Biriken irin çoğaldıkça tehlike artar. İrin içindeki etkenlerin ve nekrotik hücrelerin yıkılma ürünleri toksik etki yapar.

Öteki komplikasyonları abseninkine benzer (piyemi ve sepsis, basınç, fistül).

Genel olarak antibiyotiklerle tedavisi sonuç vermez. Seröz boşluklara biriken irin çevresinde damar yoktur ve ilaçlar buradaki etkenlere ulaşmaz. İrinin ameli­yatla boşaltılması gerekir. Kendiliğinden iyileşen empiyemlerde genellikle organizasyon gelişir; seröz zarlarda (plevra-periton-perikard yaprakları arasında) yapışıklıklar meydana gelir.

Empiyemde ve absede irinle dolu bir boşluk görülür. Empiyemde bu boş­luk önceden vardır (doğal boşluk; plevra, perikard, paranazal sinüsler, safra kesesi). Absede ise yangı sırasında doku erir ve boş­luk sonradan meydana gelir.

LÖKOSİTLİ (irinli, süpüratif, pürülan) YANGININ KOMPLİKASYONLARI

  • Sepsis ve septik şok

  • Piyemi

  • Fistülleşme (diş absesinin yanak derisine açılması)

  • Empiyem (akciğer absesinin plevra boşluğuna fistülleşmesi)

  • Basınç (beyinde abse kitlesi ve perifokal ödem)

İYİLEŞME