AKUT YANGI

Vasküler Sistem Değişiklikleri

VASKÜLER SİSTEM DEĞİŞİKLİKLERİ

Başlıca 2 değişiklik görülür;

(1) Aktif hiperemi,

(2) Transüdasyon ve Eksüdasyon.

(1) Aktif hiperemi: yangının başlangıcında görülen kısa süreli vazokonstriksiyonu akut yangının önemli komponentlerinden biri olan vazodilatasyon izler.

  • Vazodilatasyonun en önemi nedeni “histamin”dir. Mast hücrelerinden salınan histamin ve öteki medyatörler önce kapiller­lerin distal segmentinden kapillerlere girer arterioller genişler. Kapillerlere daha bol kan gelir ve kan akımı hızlanır.

  • Yangı bölgesinde renk kırmızılaşır, ısı artışı vardır (aktif hiperemi).

(2) Eksüdasyon: akut yangı süreci boyunca çok önemli olan aşama “eksüdasyon” olgusudur.

  • Eksüdasyon olgusunun en önemli nedeni damar geçirgenliğinin (vasküler permeabilite) artmasıdır. Bu aşamadaki damar geçirgenliği artışında, trombositlerin aktivasyonu ve bölgedeki lökositlerden kökenli medyatörler etkilidir.

  • Normal koşullarda az miktarda kan proteini damarlardan çıkar. Permea­bilite biraz artınca önce küçük moleküller (albuminler), çok artınca büyük mo­leküller (globulin ve fibrinojen) ve daha sonra da lökositler damarlardan çıkar. Bu çıkış diapedesis yoluyladır. Diapedesis endotel hücrelerinin arasındaki aralıklardan olur. Ayrıca küçük moleküller endotel hücrelerinin içinden geçebilir. Küçük sıvı damlaları endotel hücreleri tarafından damar içinden alınarak öteki yüzeye, yani damar dışına taşınabilir (micropinocytosis).

  • Akut yangıda, prekapiller arteriollerde oluşan aktif hiperemi nedeniyle hidrostatik basınç artar. Basınç artışı, kapillerlerin proksimal segmentinden yoğun sıvı çıkışı neden olur (yangısal ödem). Damarlardan sıvı çıkışı kan akımının yavaşlamasına (staz) ve eritrositlerin birbirlerine yapışmasına neden olur.

  • Dakikalar içinde kapillerler damarların geçirgenliği artmaya başlar. Damar geçirgenliğindeki artışın nedeni yangı bölgesinde ortaya çıkan çeşitli medyatörlerin etkisiyle bariyer niteliğini sağlayan endotel hücre dizilerinin ve üzerinde sıralandıkları bazal membranın bozulmasıdır.

  • Normal dokularda pH hafif alkalindir, yangıda giderek asidleşir. Asid­leşmede anaerob glukoliz sonunda açığa çıkan laktik asidin rolü vardır. Asidleşme damar permeabilitesinin artmasına yardımcı olan faktörlerden biridir. Bir süre sonra, endotel hücrelerinde büzüşmeler ve çekilmeler başlar. Bariyer işlevi daha da bozulur. Kapiller damarlar ve postkapiller venüller damar geçirgenliğinin belirgin olarak arttığı bölgelerdir. Bariyer işlevinin bozulması damar lümenindeki sıvının damar dışına çıkmasına yol açar. Geçirgenliğin hafifçe arttığı olgularda kan serumu, fazlaca arttığı olgularda kan plazması damarların açık bölgelerinden dokulara sızarlar.

Serumdan oluşan eksüdaya “seröz eksüda”, plazmadan oluşan eksüdaya ise “fibrinli eksüda” adı verilir (plazma proteinleri damar dışına çıkar çıkmaz pıhtılaşır, fibrin oluşur).

  • Protein içeriği fazladır, bu nedenle özgül ağırlığı 1.015’ten büyüktür. Akut yangıda sık görülür. Seröz, fibrinli, lökositli ve hemorajik eksüda gibi tipleri vardır (bkz Akut Yangı Tipleri).

  • Doğal boşluklarda oluşan seröz eksüdadır.

  • Protein içeriği azdır, bu nedenle özgül ağırlığı 1.015’ten küçüktür. Yangı dışındaki ödemlerde görülür (kalp yetmezliğine bağlı kardiyak ödem).

Eksüdasyonun amaçları

  • Etkeni ve etkenden kökenli kimyasal ve toksik maddeleri sulandırmak,

  • Lenf dolaşımını arttırarak etkeni lenfoid dokulara taşımak (bu işlevin sonucunda lenfanjit ve lenfadenit gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilmektedir),

  • Plazma içeriğindeki immunoglobulinlerin ve komplemanın yangı yöresine taşınmasını sağlamak.

Akut yangıda 5 kavram

Akut yangıdaki aktif hiperemi ve eksüdasyon tanımlanan olgular yüzyıllar önce fark edilmiştir.

Eski Mısır papirüslerinde de resimlenen bu bulgular 2. yy.’da Romalı Aulus Cornelius Celsus tarafından 4 kavram olarak betimlemiştir:

  1. Aktif hiperemi nedeniyle ortaya çıkan yerel kırmızılaşma “rubor”

  2. Aynı nedenle beliren yerel ısı artışı “calor”

  3. Ödem ve eksüdasyon nedeniyle beliren şişlik “tumor”

  4. Ortamın asidleşmesinin ve medyatörlerin neden olduğu ağrı “dolor” olarak anlatılır.

  5. Yüzyıllar sonra (19.yy) Virchow bu kavramlara 5.sini eklemiştir; “functio laesa” yangı nedeniyle o bölgedeki fonksiyonların azalması/durması. Bazı organların yangılarında fonksiyon artabilir.

Virchow'un öğrencisi Cohnheim “lökositlerin emigrasyonu” kavramını, Metchnikoff "fagositoz” olgusunu, Metchnikoff ve Ehrlich “opsonizasyon ve immunoglobulin” ilişkilerini Nobel ödülü alarak 19.yy’da; Lewis “histaminin etkileri ve öteki medyatörlerin olası rolü” bulgularını 20.yy’ın başında tanımlamıştır.

Bu konuyla ilgili çalışmalar ve önemli sonuçlar bayır aşağı yuvarlanan bir kartopu gibi giderek büyümüş, çok sayıda bilim insanı çeşitli başarı ödülleri almıştır ve almaktadır. Yangı ile ilgili bilinenler bilinmeyenlerin yanında hangi boyuttadır bilmiyoruz ama bugün bile başarı ödülü alabilecek buluş sayısının çok fazla olduğunu kesinlikle biliyoruz.