HAVA KİRLİLİĞİ

PATOLOJİSİ

Bir insan günde ortalama 15000 litre hava solur. Bu miktar aktivite niteliğine göre azalır ya da artar. Solunun havanın niteliği çevre koşullarına bağlıdır; polenler, ekzost ve sanayi gazları, bakteriler, mantar sporları, çeşitli partiküller (toz, tüy, lif). Bunların bir bölümü üst solunum yollarında süzülür, bronşlara kaçabilenler öksürük ve silia sistemiyle dışarı atılır. Akciğer alveollerine ulaşabilenler de makrofajlarca yok edilir. Bu engellerin tümünü aşabilenlerin çoğu hastalıklara neden olur. Hava kirliliğinin neden olduğu hastalıkların aktarılacağı bu bölümde partiküllerin ve gazların etkileri irdelenecektir.

 (TABLO: Hava Kirliliği)

Solunum yoluyla gelerek tüm engelleri aşabilen etkenlerin hastalık yapabilmeleri için belirli koşullar vardır; etkenin gücü, etken maddenin yoğunluğu, etki süresi. Söz konusu koşulların boyutlarına göre basit birkaç öksürükten kronik obstrüktif akciğer hastalığına ve kansere dek gidebilen sonuçlar ortaya çıkar. (TABLO: Çevre Kirliliği ve Meslek Hastalıkları)

Koruyucu hekimlik ilkelerine göre çoğu sanayi, ulaşım ya da enerji amaçlı çalışmalarda ortaya çıkan toksik gazların ve zararlı partiküllerin solunum havasındaki yoğunluğunu en düşük düzeyde tutmak gerekir. Gelişmiş ülkelerdeki büyük şehirlerin yoğun trafiğindeki ekzost gazlarının yoğunluğu, geri kalmış ülkelerde fosil yakıtlarla enerji üretme ve ısınma çabaları ile fabrika bacalarından filtre edilmeden havaya bırakılan toksik maddeler gibi hava kirletici faktörlerin insanlarının sağlığını etkilediği bir gerçektir. Birleşmiş Milletler’in 1997’de kabul ettiği Kyoto Protokolü ve bunu temel alan sonraki sözleşmeler küresel ısınmayı önlemeye yönelik işbirliğini önerir; ilginç olan, havayı en çok kirleten 2 ülkenin (ABD ve Kanada) söz konusu işbirliğine katılmaya yanaşmamalarıdır.

CO2, klorofluorokarbonlar, metan ve NO2 gibi gazlar sera etkisi yaparak küresel ısınmaya neden olmaktadır. Bu gazlar arasında en önemlisi olan CO2’nin büyük bölümü fosil yakıtlardan kaynaklanmaktadır (ayrıca bkz Pigment Patolojisi).

Tütün dumanı 

Sık karşılaşılan ve solunum havası hava kirleticilerin en önemlilerinden biridir. Tütünün yanmasıyla toksik etkili onlarca kimyasal madde açığa çıkar:

  • Polisiklik hidrokarbonlar, beta-naftilamin ve nitrözaminler kanserojen etki gösterir.

  • Amonyum, formaldehid ve azot oksidleri solunum yolları için önemli iritan gazlardır; başlangıçta kronik bronşite neden olur, bir süre sonra da emfizem tablosu gelişir (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı; KOAH).

  • Karbon monoksid etkin bir zehirdir; eritrositlerin ve endotel hücrelerinin yapısını bozar. Hemoglobini bağlayarak karboksihemoglobine dönüştürür.  Karboksihemo-globin eritrositlerin oksijen taşıma işlevini engelleyerek hipoksiye neden olur. Hipoksi, aterosklerotik koroner ve beyin arterlerinden kaynaklanan zararların etkisini arttırır. Sigara içen gebelerde abortuslar; bebeklerinde ansızın ortaya çıkan ölümleri, prematüre doğum ve gelişme gerilikleri izlenir.

Endotel hücrelerinin yüzey özellikleri bozulur, adezinlerin vb maddelerin etkisiyle trombosit kümelenmesi tetiklenir, trombuslar oluşur. Endotel hücrelerindeki zararlar ateroskleroz sürecini hızlandırır. Koroner arterlerdeki aterosklerozlar infararktlara, serebral arterlerdeki aterosklerozlar beyin kanamalarına neden olur.

Çok sayıda kimyasal madde (örneğin, nikotin) sempatik sinir sistemini üzerinden dolaşım sistemini etkiler; kalp ritmini hızlandırır, aritmilere ve kan basıncının yükselmesine yol açar. Koroner hastalığı olanlardaki taşikardiler akut kalp yetmezliğini ve infarktları tetikler.