Kardiyovasküler  Terminolojisi

Arama motorunu kullanabilir ya da aşağıdaki seçeneklerin içerdiği başlıkları ve açıklamaları görebilirsiniz

Image by Nick Fewings

akut konjestif kalp yet­mezliği (acute congestive heart failure) kalbin kanı büyük dolaşıma göndere­memesi halinin birden­bire ortaya çıkması, buna hipertansiyon ve akciğer ödeminin eşlik etmesiyle karakterize tablo

alkolik kardiomyopati (al­coholic cardiomyopathy) aşırı miktarlarda alkol alanlarda kalp kası hücre­lerinin ve kalbin büyümesi

angina pektoris (angina pectoris) koroner arterlerin aterosklerozu, koroner arter spazmı, aort stenozu/yetmezliği, hipertiroidi, ağır anemi, taşikardi gibi bir zemin üzerine eklenen aşırı efor (koşmak, merdiven çıkmak, vb), soğuk, öfke, aşırı yemek, heyecan gibi nedenlerle ortaya çıkan, birkaç dakika süren göğüs ağrısı ve yanma hissiyle beliren, sol kola-­omuza-sırta-enseye yayılan ağrıyla karakter­ize myokard oksijensiz­liğine bağlı kalp ağrısı ya­pan tablo. akut tip angina pectoris (angina pectoris) akut koroner yetmezliğine bağlı angina pectoris; aterom plağı üzerinde trombus belirmesiyle ortaya çıkan, tedaviye yanıt vermeyen ve akut myokard infarktıyla sonlanabilen koroner arter yetmezliği. Prinzmetal tip angina pectoris (angina pectoris), koroner arterlerdeki spazm nedeniyle ortaya çıkan koroner arter yetmezliği bulguları. stabil tip angina pectoris (angina pectoris) stabil tip angina pectoris; klasik angina pectoris; fiziksel aktivite ya da emosyonel etkilerle ortaya çıkan, tedaviye yanıt veren koroner arter yetmezliği bulguları

Anitschkow hücresi (Anitschkow  cell) romatizmal ateş hastalığında myokard içinde görülen, tırtıla benzeyen şişkin histiositik hücreler

aort stenozu (aortic steno­sis) sol ventrikül ile aort arasında bulunan kalp kapaklarının tam olarak kapanamaması son­u-cunda sol ventriküldeki kanın tümünün aorta gi­dememesi ve geriye doğru birikerek sol kalp büyümesine, daha sonra pulmoner hipertansiyonla ve sağ kalp büyümesine yol açan tablo; aort lume­nin çapında, kalpten çıkış yerinde ya da he­r-hangi bir bölgede görülen azalma/daralma

caput medusa (caput medusa) portal hipertansiyon olgularında göbek çukurunu çevreleyen venaların aşırı genişlemesi bulgusu

claudicatio intermittens (intermittent claudication) kesik topallama; bacak arterlerindeki Endarteritis obliterans ya da aterosklerozda, metabolizmayı hızlandıran yürüme ve koşma gibi metabolizmanın hızlandığı koşulların oluşmasıyla birlikte ba­cak kaslarında artan oksijen gereksiniminin karşılanama-masına (hipoksi) bağlı ağrı nedeniyle, dinlenildiğinde geçen yürüyememe ve topallama

cor pulmonale (cor pulmo­nale) pulmoner hipertansiyon nedeniyle sağ kalpte saptanan hipertrofi ve dilatasyonla karakterize tablo; akciğerdeki kan dolaşımının bozukluğu ve pulmoner hipertan­siyona bağlı olarak sağ kalp büyümesi ile başlayan, venöz staz, hepatomegali ve ödem ile gelişen, sağ kalpte hipertrofi ve dilatasyonla karakterize, kalp yetmezliği ile sonlanarak ölüme neden olan tablo

dolaşım kollapsı (circula­tion schock) konjestif kalp yetmezliği ol­maksızın gelişen dolaşım yetmezliği; şok

embolizasyon (embolization) kanamaları durdurmak, damar malformasyonlarının bloke etmek ve tümörleri besleyen kan akımını keserek küçülmelerini, vb sağlamak  amacıyla bölge damarlarını tıkayarak kan akımını engellemek

endokardit (endocarditis) kalbin içyüzünü döşeyen endotel hücrelerinden oluşan zarın yangısı. akut infektif  endokardit (acute infective endocarditis) akut bakteriyel endokardit; malign endokardit; ülseratif endokardit; hızlı bir tablo ile gelişen, kalp kapak­larında   ülserlerin oluştuğu yangı türü; ağıziçi travmatik girişimlerin büyük bir bölümünde oluşan bakteriyemide dolaşıma giren canlı etkenlerin (staphylococcus aureus, staphylococcus epidermidis, streptococcus pyogenes, vd), romatizmal kalp hastalığı, konjenital kalp hastalıkları, mitral kapak prolapsusu ve dejeneratif kalp hastalıklarındaki deforme kalp kapaklarına yerleşerek bakteri içeren ve kolay parçalanan trombusların oluşumu ile bunlardan kopan septik embolusların sistemik dolaşıma girmesi ve septik tromboembolizme ile metastatik infeksiyonlara neden olması. subakut infektif endokardit (subacute infective endocarditis) subakut bakteriyel endokardit; staphylococcus epidermidis ve streptococcus viridans bakterilerinin deforme kalp kapaklarında (çoğunlukla romatizmal kalp hastalığının sekeli) oluşturduğu infeksiyon hastalığı. kapak protezi endokarditi endokardit (prosthetic valve endocarditis) kalp kapak protezlerinde ve damariçi kateter uygulaması sonrasında görülebilen, subakut infektif endokarditi anımsatan, staphylococcus epidermidis, enterokoklar, streptokoklar ya da candida gibi etkenlerle oluşan endokardit. Libman-Sacks endokarditi (Libman–Sacks endocarditis) non-infektif endokardit; verrüköz endokardit; kalp kapaklarında ve chordae tendina’larda oluşan, immun kompleksler ve yangı hücrelerinden oluşan, bakteri içermeyen verrülerin saptandığı SLE hastalığına özgü kalp etkilenmesi. madde bağımlılığı endokarditi (drug-abuse endocarditis) iv madde (eroin) bağımlılarında görülen, triküspid kapağı ve aort kapağını tutan, staphylococcus ureus, streptokoklar, mantarlar ve gram (-) çomakların neden olduğu endokardit. nonbakteriyel trombotik endokardit (nonbacteriyel thrombotic endocarditis) kanın pıhtılaşma eğiliminin arttığı müsinöz adenokarsinomlarda, sepsiste ve lösemide görülebilen,  venöz tromboz ve akciğer embolizmiyle birlikte seyreden, normal kalp kapaklarında aseptik trombuların oluştuğu endokardit

flebotromboz (phlebothrombosis)  kalp yetmezliği, varisler, yatalaklık, uzun süreli hareketsizlik, büyük travmalar ve ameliyatlar, gebelik ve doğum gibi nedenlerle venalardaki kan akımının yavaşlamasına bağlı trombus oluşması

hipertansif (hypertensive) hipertansiyondan kaynaklanan; hipertansiyonu olan

hipertansiyon (hyperten­sion) WHO: büyük dolaşımdaki sistolik arter basıncının 120 mmHg’den, diastolik arter basıncının 80 mmHg’den yüksek olması. esansiyel hipertansiyon​ (essential hypertension) primer hipertansiyon; nedeni bilinmeyen, obezlerde, içine kapanık kişilerde, büyük kent­lerde yaşayanlarda ve stresli ortamlarda çalışanlarda sık görülen, kalıtsal olabilen hipertansiyon. sekonder hipertansiyon (secondary hypertension) böbrek, endokrin sistem, kalp-damar sistemi ve santral sinir sistemi hastalıklarının komplikasyonu olan ya da gebelikte ortaya çıkan hipertansiyon. endokrin hipertansiyon (endocrine hypertension) feokromositom, Cushing sendromu, primer aldosteronizm gibi patolojilerin komplikasyonu olan hipertansiyon. gebelik hipertansiyonu  (pregnancy hypertension) eklampsi ve pre-eklampside görülen hipertansiyon, ödem, albuminüri, bilinç kaybının ve krampların görülebildiği, plasentada kökenli vazoaktif maddeler ve sodyum retansiyonunun neden olduğu tablo. renal hipertansiyon (renal hypertension) renal arterlerdeki ve/veya arteriollerdeki kan debisinin trombus, aterom plağı, embolus, periarteritis nodosa, hipoplazi, pyelonefrit, glomerülonefritler, hidronefroz, polikistik böbrek, tümör, hematom, prostat hipertrofileri, böbrek taşları gibi nedenlerle düşmesiyle oluşan böbrek iskemisinde beliren hipertansiyon. paroksismal hipertansiyon (paroxysmal hyper-tension) kan basıncında aralıklı  yükselme atakları olan hipertansiyon. permanent hipertansiyon (permanent hyper-tension) kan basıncı sürekli yüksek olduğu hipertansiyon

hipoksemi (hypoxemia) dolaşımdaki oksijen düzeyinin normalin altında olması. hipoksemik hipoksidoz (hypoxemic hypoxidosis) karbon monoksid zehirlenmesinde kandaki he­moglobinin bağlanması sonucu ortaya çıkan sistemik ok­sijen azlığı 

kalp kapak hastalığı (valvular heart disease) kalp kapakları kenarlarının birbirlerine yapışması (darlık; stenosis), kapakların serbest kenarları büzüşmesi (yetmezlik; regurgitation), infektif endokarditlerde kapakların parçalanması, kapak kireçlenmeleri ve kapaklar üzerinde verrülerin oluşması gibi bulguların saptandığı tablo

kalp tamponadı (cardiac tamponade) kalbin ya da aort başlangıcının trav­matik veya spontan rüptürü sonrasında kanın kalbin iki zarı arasındaki perikard boşluğuna dolarak kalp fonksiyon­larını engellemesi

kardiyak hipertrofi (cardiac hypertrophy) kalp hipertrofisi; kalp kası hücrelerine gelen aşırı yüklenme nedeniyle oluşan kalp büyümesi: sporcu kalbi, hipertansiyon, kalp kapak patolojileri, vb hastalıklarda saptanan kalp büyümesi

kardiyak ölüm_ansızın gelişen (sudden cardiac death; sudden death) ani ölüm; birden ölüm; patolojik ölüm; önceleri belirgin kalp rahatsızlığı bulunmayan bir kişinin, aniden beliren ve 24 saat içerisinde ölümüyle son­lanan kalp hastalığı; ansızın ölüm

kardiyomegali (cardiome­galia; cardiomegaly) kalp büyümesi; normalden büyük kalp

kardiyomyopati (cardiom­yopathy) kalp kasının herhangi bir hastalığı; myokard hastalıklarının tümünü tanımlayan kav­ram. dilate kardiyomyopati (dilated cardiomyopathy) dilatasyonlu kardiyomyopati; myokard iskemisinde, hipertansiyonda, diabette, virüs infeksiyonlarında, kronik alkolizmde, gebelikte, bazı ilaçların ve kimyasal maddelerin toksik etkileriyle oluşabilen, öncelikle kalp ventriküllerinin (çoğu kez sol ventrikül) aşırı genişlemesi olarak beliren, ventriküllerde biriken kan nedeniyle pulmoner ödem, hipoksi, kardiyojen şok ve kalp yetmezliği bulgularının saptandığı tablo. hipertrofik kardiyomyopati (dilated cardiomyopathy) Reggie Lewis hastalığı; Les Aspin hastalığı; sol ventrikül kalp kasının ileri düzeylerde hipertrofisiyle karakterize, pulmoner konjesyon, myokard iskemisi (angina pectoris), ventriküler aritmiler, progresif konjestif kalp yetmezliğiyle sonlanabilen genetik kalp hastalığı. restriktif kardiyomyopati (restrictive cardiomyopathy) endomyokardial fibrozis, Löffler sendromu, kardiak amiloidoz, hemokromatozis, radyasyon zararları gibi nedenlerle katılaşarak sistol ve diastol işlevleri kısıtlanan, sistemik embolizm, konjestif kalp yetmezliği, aritmi gibi bulgularla ortaya çıkan kalp hastalığı

kardiyotoksik (cardiotox­ic) kalp üzerinde zehirli etkisi olan

kavernöz sinüs trombozu (thrombosis of sinus ca­vernosus) kafaiçi ve çevresi ile yüzün üst yarısının ve kulak bölümlerinin yangılanmasında oluşan, yüzün üst yarısında ödem ve göz bulgu­larıyla seyreden, septik embolizm ya da tromboembolizm ile sürebilen kafaiçi büyük toplardamarlarının (sinus cavernosus) trombozu

myokardit (myocarditis) kalp kası yangısı. akut bakteriyel myokardit (acute bacterial myocar­ditis) kalp kasının bakteri infeksiyonlarına bağlı akut yangısı

oligemi (oligemi) dolaşımdaki kan volümünün aşırı azalması; kan kaybı. oligemik (oligemic) kan kaybına bağlı; oligemiyle ilgili. oligemik şok (oligemic shock) hipovolemik şok; akut kan kaybı sonucu oluşan şok

perikard effüzyonu (pericardial effusion) perikard boşluğuna kalp yetmezliğinde berrak ya da çilek suyu renginde seröz sıvı, künt toraks travmasında kanlı-seröz (serosanguinöz) sıvı,  mediastinal tümörlerde lenfatiklerin tıkanması sonucu oluşan ve lipid damlacıkları da içeren şilöz (chylous) sıvı birikmesi

perikard (pericard) kalbi kuşatan, aralarında kaygan bir sıvı bulunan iki yapraktan oluşan yapı. perikard efüzyonu (pericardial effusion) perikard boşluğuna kalp yetmezliğinde berrak ya da çilek suyu renginde seröz sıvı, künt toraks travmasında kanlı-seröz (serosanguinöz) sıvı,  mediastinal tümörlerde lenfatiklerin tıkanması sonucu oluşan ve lipid damlacıkları da içeren şilöz (chylous) sıvı birikmesi. perikardit (pericarditis) kalbi ve mediasteni etkileyen patolojilerin (MI, cerrahi girişim, travma, radyasyon, komşu tümörler ve infeksiyonlar) komplikasyonu olabilen, akut tipleri genellikle virus kökenli olan, kronik tipleri tüberküloz ve mantar infeksiyonlarında görülen perikard yangısı

toksik şok sendromu (toxic schock syndrome) bak­teri toksinlerinin neden olduğu, yüksek ateş, kusma, diyare, konfüzyon ve deri döküntüleriyle karakterize, kan tablosu ile karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının bozul­duğu tablo

travmatik şok (traumatic shock) kan ve plazma kaybı, zarara uğrayan dokulardan çıkan toksik maddeler, ağrı ve santral sinir sistemi etkilenmesi gibi nedenlerle beliren şok tablosu

tromboembolizm (thromboembolism) trombus embolizmi; kalp ve damar içyüzündeki trombuslardan kopan parçacıkların (embolusların) kan akımıyla sürüklenmesi. arteryel tromboembolizm (arterial thromboembolism) sol kalp atrium ve ventrikülündeki, kalp kapakçıklarındaki, büyük çaplı arterlerdeki aterom plakları  anevrizmalardaki trombuslardan kopan parçacıkların (embolusların) arteryel kan akımıyla sürüklenmesi. venöz tromboembolizm (venous thromboembolism) bacak ve pelvis venalarındaki derin ven trombozundan kopan parçacıkların (embolusların) venöz kan akımıyla sürüklenmesi

tromboflebit (thrombophlebitis) infekte dokudaki bir vena çeperinde septik trombus oluşması. tromboflebitis migrans (trombophlebitis migrans) alt ekstremitelerdeki yüzeysel ve derin venaların yineleyen tromboflebiti. irinli tromboflebit (thrombophlebitis suppurativa) piyojen kokların neden olduğu tromboflebit  

tromboliz (thrombolysis) trombolizis; trombusun, karaciğerde üretilen plasmin (fibrinolitik madde) ile trombusu eritilmesi

tromboz (thrombosis) canlı organizmada kan elemanlarının (fibrin, trombosit, eritrosit, lökosit) kalp ve damar iç yüzüne kitle ha­linde yapışması olgusu. derin ven trombozu (deep venous thrombosis) derin bacak venalarında görülen, akciğer embolizmine neden olabilen tromboz olgusu

trombus (thrombus) trombüs; tromboz olgusunda kalp ve damar iç yüzünde oluşan pıhtı kitlesi. aseptik trombus (aseptic thrombus) mikroorganizma içermeyen trombus. septik trombus (septic thrombus) tromboflebitlerde ve bakteriyel endokardite oluşan, mikroorganizma içeren (infekte) trombus. mikst trombus (mixed thrombus) fibrin, eritrosit, lökosit ve plaketlerin tabakalar halinde çökmesiyle oluşan trombus. primer plaket trombusu (primary plaket thrombosis)  trombositlerin (plaketlerin) damar iç yüzüne yapışmasıyla oluşan trombus. mural trombus (mural thrombus) parietal trombus; kalp ve aorta, karotisler, a. iliaca gibi büyük çaplı arterler oluşan, damar lümenini tıkamayan trombus. tıkayıcı trombus (occlusive thrombus) oklüzif trombus; orta ve küçük çaplı arterlerin (koroner arter, serebral arter ve femoral arter) dalları ile  venalarda (v. iliaca, v. femoralis, popliteal vena, v. porta, periprostatik venalar ve uterus çevresindeki venalar) oluşan, damar lümenini tümüyle tıkayan trombus. uzayan

vaskülogenezis (vasculogenesis) vaskülojenez; kemik iliğinde üretilen ve kan dolaşımında da bulunabilen endotelyal progenitor hücrelerin (angioblast) proliferasyonu ve özgünleşmesiyle gerçekleşen angiogenezis

vazodilatasyon (vasodilation) damarlardaki aşırı genişleme

vazokonstriksiyon (vasoconstriction) damarlarda oluşan büzüşme

vena cava inferior sendro­mu (vena cava inferior syndrome)  tümör trom­bozu, endoflebit, aort anevrizması basıncı, uzayan trombus gibi kan akımını engelleyici ne­denlerle vena cava inferior'daki dolaşımı bozan , bu nedenle ödem, caput medusa, nefrotik sendrom, vena renalis trombozu gibi bulgulara yol açan tablo

vena cava superior sendro­mu (vena cava superior syndrome) tümör trombozu, endoflebit, aort anevrizmasının çevreye basınç yapması, uzayan trombus gibi kan akımını engelleyici ne­denlerle vena cava superi­or tıkanması sonrasında beliren, memelerin üst kesiminde kalan bölgelerin ödemi, sırtüstü yatarken solu­num yapılamaması, başağrısı, bilinç bozuk­lukları, görme kusurları gibi bulgularla karakterize tablo