PNÖMOKONYOZİS

Akciğerlerin Toz Hastalığı

Ekzojen pigmentlerin neden olduğu hastalıkların büyük bölümü akciğerlerde oluşan pnömokonyozlardır (pneumoconiosis). Kömür tozları, demirli ve silisyumlu tozlar, berilyum tozları, asbest tozları önemlidir; genellikle meslek hastalığı olarak görülürler.

ANTRAKOZİS (anthracosis)

Pnömokonyozların en sık rastlanılan türüdür; akciğerlerde ve bölgesel (mediastinal) lenf düğümlerinde karbon partikülleri birikir. Kömür madeni çalışanlarında ve fosil yakıtlarının tüketildiği yörelerde yaşayanlarda görülür. Kömür pigmentinin çok büyük bölümü makrofajların sitoplazmalarındadır.

Maden emekçilerinde saptanan 3 tipi vardır:

  • Asemptomatik antrakoz: klinik bulgu vermeyen olgulardır. Otopsilerde karbon partiküllerinin neden olduğu değişik şekillerde lekeler belirlenir.

  • Basit tip antrakoz: kömür ve silisyum tozlarının birlikte solunduğu ortamlarda çalışanlarda sık görülür; akciğer fonksiyonlarını düşük düzeyde azaltan hafif bir fibrozis saptanır. Emfizem alanları bulunabilir.

  • Progressif masif akciğer fibrozisi: akciğerler kapkaradır; bu koyu renkli ortam içinde bazılarının çapları 2 cm’yi bulabilen fibröz nodüller ile bunların kaynaşmasından oluşan geniş fibrozis alanları izlenir. İçinde silisyum kristalleri görülen nodüllere “silikotik nodül” tanımı yapılır. Akciğer fonksiyonları oldukça azalmıştır; prognozu kötüdür.

Bu sürece “otoimmun bir hastalık” da eşlik ederse gelişen tabloya “Caplan sendromu” adı verilir. En sık görülen otoimmun hastalık romatoid artrit’tir; skleroderma ya da SLE görece seyrektir. Bu tür toz hastalıklarında akciğerlerde fibrozis ve buna bağlı cor pulmonale belirebilir. Tümör ve tüberküloz oluşumuna uygun bir ortamdır.

SİLİKOZİS (silicosis)

Silisyum tozlarının solunmasıyla ortaya çıkan önemli meslek hastalıklarından biridir.

Başlıca nedenleri: zımpara işleri, mermer ve granit işleri, seramik, porselen ve kaolin işleri, metal döküm işleri. Kum fırtınalarının sık olduğu yörelerde yaşayanlarda da görülür.

Klinik ve patolojik bulguları açısından 2 tip silikoz vardır:

  • Akut silikozis: silisyum tozlarının akut ve yoğun olarak solunması sonrasında meydana gelir. Alveol lümenlerinde lipoproteinsi bir madde ve nekrotik hücreler saptanır. Prognozu kötüdür.

  • Kronik silikozis: silisyumlu partiküllerin uzun süreli solunmasının sonucunda oluşan tabloda Caplan sendromu, pulmoner hipertansiyon, cor pulmonale ve kanser riskleri vardır. Akciğerlerde güçlü fibrozis ve “silikotik nodüller”, plevra yapışıklıkları, güçlü emfizem ve “balpeteği akciğer” bulguları izlenir. Kronik silikozis, tüberküloz için oldukça uygun bir ortamdır. Peribronşiyal lenf düğümlerinde, akciğerlerdekine benzer bulguların yanı sıra “yumurta kabuğu (eggshell)” niteliğinde kalsifikasyon görülebilir. Demir ve silikat tozları karışımının solunmasıyla “siderosilikozis” tablosu ortaya çıkar.

ASBESTOZİS (asbestosis)

Asbestozis (asbestos; asbest) olarak bilinen silikatların neden olduğu toz hastalığıdır.Asbestos (asbest) silisyumun sodyum, demir, magnezyum ve kalsiyumla oluşturduğu ısıya, aşınmaya ve kimyasal maddelere çok dayanıklı, lifsel mineral yapısında hidrate silikatlar topluluğudur.

1970li yıllara dek günlük yaşantımızın bir parçasıydı asbest içeren ürünler. Tehlike fark edilince terk edildi. Avrupalılar asbestten o kadar korkuyordu ki, izolasyonunda asbest kullanılan eski gemilerini parçalatmak için ülkemize yolladılar. Yeşiller örgütü ve çevreciler karşı koydu, direndi ve kazandı; bu gemiler Türk karasularına bile sokulmadı. Avrupa Birliği ülkeleri 1999’da, Türkiye 2010 yılında yasakladı asbest kullanımını.

Asbestosun doğada yayılmış onlarca türü vardır. Bazı yörelerde, suda ve havada eser miktarlarda bulunabilir, ancak kanserojen etkisini gösterecek düzeyde değildir (başka bir deyişle, hepimizin akciğerlerinde birkaç kristal bulunabilir).

Yerleşim bölgelerindeki toprakta asbestos varlığı (Türkiye’deki asbestli bölgeler): Denizli (Tavas), Kütahya (Aslanapa, Gediz), Diyarbakır (Çermik ve Çüngüş), Eskişehir (Mihalıççık, Kaymaz, Çifteler), Kahramanmaraş (Afşin, Şarkışla), Konya (Ereğli, Ayrancı, Halkapınar), Sivas (Yıldızeli, Şarkışla), Urfa (Siverek), Elazığ (Maden, Palu).

Kullanılmış olabileceği yerler:

  • Isı ve ses yalıtımı sistemi (özellikle gemilerde, uçaklarda, otobüslerde, ev çatılarında, itfaiyeci elbiselerinde, perdelerde, ütü tahtalarında, fırın eldivenlerinde),

  • Konut yapımında (çimentoda ve badana boyası karışımında),

  • Su ve kanalizasyon borularında,

  • Fren balatalarında.

Patoloji

Kronik asbestoziste akciğerlerin özellikle alt loblaınrda alveol septumlarını kalınlaştıran güçlü diffuz interstisiyel fibrozis, plevra yapraklarında fibrozis, fibröz plaklar ve kalsifikasyon alanları izlenir.

Akciğerdeki asbestos kristalleri demir de içeren organik bir kılıf tarafından kuşatılır. Ortaları yarı-saydam sarımsı-kahverengi çubuklar biçiminde görülen bu yapılara “asbestos (ferruginous) cisimcikleri” adı verilir. 

Mikroskopide, çoğunun çevresini kuşatan yabancı cisim dev hücreleri izlenir.

Asbestos kristalleri akciğer içerisinde ve doku aralıkları boyunca (aktif ya da pasif) hareketlenerek plevraya dek ulaşabilirler.

Sonuçlar:

  • Kronik interstisiyel fibrozis sonucu gelişen cor pulmonale,

  • Plevra yapışıklıkları ve effüzyonu,

  • Tümör oluşması: asbestozis olgularında 2 tür tümör gelişebilir; bronş karsinomu (sıklıkla adenokarsinom) ve malign mezotelyoma (bronş karsinomuna kıyasla görece az - %3).

BERİLLYOZİS (Berylliosis)

Beryllium üretimi ve işlenmesi ile ilgili işkolundaki meslek hastalıklarındandır.

Elektrik (floresan ampul üretimi), elektronik, uzay ve nükleer endüstrisinde kullanılan beryllium (ya da oksitleri) tozlarının solunmasıyla ortaya çıkar.

Yoğun solumalarda akut pnömoni gelişir.

Hafif ve uzun süreli solumalarda akciğerlerde aşırıduyarlık kökenli, sarkoidozu andıran granülomlu yangı tablosu görülebilir. Zamanla restriktif akciğer hastalığına ilerleme olasılığı vardır.