Edinsel  (sekonder)

İmmun Sistem Yetmezlikleri

Bağışıklık sisteminin herhangi bir nedenle baskılanması ve doğal davranışlarının kısıtlanmasıdır. Savunma sistemi elemanlarının koordinasyon bozukluğuna bağlı immun yetmezlik sendromları gelişir.

TÜRLER

  • Yangısal tepki bozuklukları (diabetes mellitus, iskemiye neden olan vasküler hastalıklar)

  • Nötrofil polimorfların işlev bozuklukları (nicelik ve nitelik yetersizlikleri)

  • Kanserler

  • İmmunoglobulin yitirilmesi

  • Yatrojen nedenler

  • Yaşlanma

  • Prematürelik

  • Beslenme bozuklukları

  • İnfeksiyon hastalıkları

 

1. Yangısal tepki bozuklukları

1.1. Diabetes Mellitus: diabetik hastalarda arteriol çeperleri kalınlaşmıştır ve vazoaktif aminler yeterince etkili olamaz.

1.2. İskemiye neden olan vasküler hastalıklar: arter lümenlerini ileri derecelerde daraltan hastalıklarda kan dolaşımının yetersiz kalması infeksiyonlarla savaşım gücünü kırar. Özellikle yaşlılarda görülen ateroskleroz en önemli etyolojik faktördür.

2. Nötrofil polimorfların işlev bozuklukları

2.1. Nicelik yetersizlikleri: Nötrofil polimorf sayısının azalması Nötropeni olarak tanımlanır. İnfeksiyon direncini kıran önemli bir faktördür.

2.1.1. Siklik nötropeni: polimorf sayısında periyodik azalmalar izlenir. Her 4 haftanın birinde ateş, ağız ülserleri ve furonküller ortaya çıkar.

2.1.2. İlaç nötropenisi: bazı ilaçlar kemik iliği miyeloid seri hücrelerini baskı altına alır; DNA sentezini yavaşlatır. Polimorf üretimi azalır. Bu ilaçlar şunlardır; antibiyotikler (methicillin, novobiocin), sulfonamidler (sulfoguanidin, sulfomethoxyprizadine), antikoagulanlar, antihipertansifler; antitiroid ilaçlar, immunosupressifler (cyclophosphamide).

2.1.3. Aplastik anemi ve akut lösemi: olguların %80’inde nötropeniye bağlı infeksiyonlar vardır.

2.1.4. İmmun nötropeni: lökositlere karşı antikor oluşmuştur. Kan transfüzyonu sayısı 7’yi aşan kişilerde görülür. Ayrıca, anti-lökosit antikorlarının görüldüğü otoimmun hastalıklar vardır; SLE, romatoid artrit başlıcalarıdır. Lenfomalarda ve in­feksiyöz mononükleozda da benzer bulgulara rastlanabilir.

2.2. Nitelik yetersizlikleri: nötrofil polimorflarda görev yapma eksikliği vardır.

2.2.1. Nötrofil kemotaksis defekti: kemotropizme yanıt vermeme (tembel lökosit sendromu) , yineleyen gingivostomatit ve otitis media hastalıklarında polimorfların kemik iliğinden kana geçişleri ve damardan çıkıp iltihap odağına göçleri çok yavaştır (tembellik). Diabetes mellitus’ta ve karaciğer sirozunda benzer durumlar saptanabilir; toksik inhibisyona bağlıdır.

2.2.2. Opsonizasyon (Fagositoz) defekti: opsonizasyon bozukluğu görülen olgularda, Chédiak-Higashi sendromunda, antimalaryal ilaç ve kortikosteroid kullananlarda izlenir.

2.2.3. Bakterisid defekt: bakteriler fagosite edilir fakat öldürülmez. Peroksidaz ve lizozomal en­zimlerin yetersizliğine bağlıdır. Steroid ve colchicine gibi ilaçlar, demir eksik­liği anemileri bu enzimlerin yeterli çalışmasını engelleyebilen sekonder etmen­lerdir.

2.2.4. Çocukların kronik granülomlu hastalığı: x-kromozomu ya da otosomal resessif geçen kalıtsal bir hastalıktır. Nötrofil polimorfların hidrojen peroksid üretme yetisi bozuktur. 0-3 yaşlarındaki erkek çocuklarında görece sıktır. Deride, akciğerlerde, lenf düğümlerinde ve kemiklerde yineleyen infeksiyonlar belirir. Stafilokok ve Serratia en etkin bakterilerdir.

2.2.5. Myeloperoksidaz eksikliği: bakterilerin öldürülmesinde etkin olan myeloperoksidaz enzimleri eksiktir.

2.2.6. Niteliksiz nötrofil polimorf üretimi: myeloid seri kanserlerinde (granülositik lösemi) bu gruptaki hücrelerden nötrofil polimorfların sayısı artar ancak işlev yapamazlar.

3. Kanserler

Bazı kanserler ve metastazları immun sistemi bozar. Ayrıca kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri bağışıklık sistemine olumsuz etki gösterir.

4. İmmunoglobulin yitirilmesi

Nefrotik sendromlu hastalardaki yoğun protein yitirilmesi sıvısal bağışıklık sistemini bozar.

5. Yatrojen nedenler (immunosüpresyon)

Transplant reddinin önlenmesinde ve otoimmun hastalıkların tedavisinde bağışıklık sisteminin medikal yöntemlerde baskılanmasıdır. Başlıca 3 tür drog uygulaması vardır; kortikosteroidler, antimitotikler (siklofosfamid gibi sitotoksik droglar), T-lenfosit aktivasyonunu inhibe edenler (siklosporin). Kanser tedavisinde uygulanan radyoterapi kemik iliği inhibisyonuna neden olabilir.

6. Yaşlanma

Bağışıklık sistemindeki senil atrofi sonucu oluşur. Lenf düğümleri ve kemik iliği azalır, lenfosit sayısı düşer.

7. Prematürelik

Prematüre doğan bebeklerde bağışıklık sistemi yetersizdir.

8. Beslenme bozuklukları

İleri düzeydeki malnütrisyonlarda bağışıklık sistemi çalışamaz.

10. İnfeksiyon hastalıkla

Çeşitli bakteriler ve virüsler bağışıklık sisteminin farklı elemanlarını değişik düzeylerde bozar. Bu tür immunosüpresyonların en özgün örneği HIV infeksiyonudur.

 

Örnek 1:

FİZYOLOJİK İMMUNOSÜPRESYON: Gebelik

Normal gebeliklerde sürece etkisi olan 3 faktör vardır; anne-baba-fetüs.

Gebeliklerinbir bölümü spontan abortus ile sonlanmaktadır (spontan abortus ile annenin immun sistemi arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedir). Taşıyıcı anneler için durum çok farklıdır.

Gebe anne vücudunda bir allogreft taşımaktadır; aslında bir semiallogrefttir, çünkü kromozomların yarısı kendisine aittir. Babaya özgü proteinlere düşük düzeyde de olsa bir tepki izlenir, ancak immun sistemin bu davranışı gebeliği etkilemez. Fetüsün, annenin immun sisteminden etkilenmesi 2 biçimde önlenir;

(a) antijenik niteliği olmayan sinsityotrofoblastik hücrelerin oluşturduğu plansenta süzgecini,

(b) annenin gebelik süresince yaşadığı fizyolojik immunosüpresyon olgusu.

Gebelik immunosüpresyonunda etkin olan faktörler

1. Plasental faktörler:

  • Alfa-fetoprotein immunosüpressif etkilidir

  • Sinsityotrofoblastların antijenik niteliği yoktur

2. Anneye özgü faktörler:

  • Progesteron immunosüpressif etkilidir

  • Plazmada immunosüpressif protein (PAPP-A) belirir

  • Uterus makrofajları immunosüpressif etkilidir

  • Endometrial epitel farklılaşır (antijenik niteliğini yitirir)

  • Desidua ve bölgesel lenf düğümleri süpressör davranış gösterir

  • Aktive olan T-lenfositlerinde apoptozis izlenir (lenfosit sayısında azalma saptanır)

 

Örnek 2:

PATOLOJİK İMMUNOSUPRESYON (sekonder immun yetmezlik sendromu): Human Immunodeficiency Virus (HIV) infeksiyonu

HIV infeksiyonu ile ilgili en kapsamlı kaynak:  Edward C. Klatt: Pathology of HIV/AIDS