KEMİKLERE ÖZGÜ BOZUKLUKLAR

ve

 SENDROMLAR

  • Kraniyofasiyal yarıklar

  • Çene-yüz hipoplazileri

  • Kraniofasiyal biçim bozuklukları / anomalileri

  • İskelet sistemi anomalileri

KRANİYOFASİYAL YARIKLAR

Çene-yüz yarıkları diş hekimlerinin ve plastik cerrah uzmanlarının sık olarak karşılaştığı doğumsal (konjenital) sorunlardan biridir. Çene-yüz bölgesindeki konjenital anomalilerin büyük bölümü, intrauterin gelişme evrelerindeki aksamaların sonucu olarak ortaya çıkar; özellikle 1. ve 2. farengeal (brankiyal) arkların önemlidir. 1. ve 2. farengeal (brankiyal) arklardan kökenli malformasyonlar çene kemiklerini, orbitaları, kulakları, kafatası kemiklerinin bazı bölümlerini etkiler. Maksillofasiyal malformasyonların ve displazilerin bir bölümü ise, iskelet sisteminin tümüyle etkilendiği kalıtsal hastalıklarda saptanan bulgulardandır.

Kalıtsal sendrom olgularında saptanan maksillofasiyal yarıklara fetüsteki bir gen mutasyonunun da yol açabildiği bilinmektedir; bu tür olgular “primer yarıklar” olarak nitelenir. Olguların önemli bir bölümü kalıtsal değildir; spontan olarak beliren bir gen mutasuonu öne çıkar. Bu tür spontan gen mutasyonu olguları “sekonder yarık” olarak nitelenir. Sekonder yarıkların oluşmasında genetik duyarlılığın ve çevresel faktörlerin etkileşimini saptanmıştır; genetik olarak duyarlı olan fetüslerde çevresel herhangi bir faktörün gen mutasyonunu ve yarık oluşmasını tetiklediği öngörülür. “Multifaktöryel etyoloji” olarak bilinen bu mekanizmada, gebelerin alkol, tütün gibi madde bağımlılıkları ile bazı ilaçlar (valproik asit) ile folik asid eksikliği gibi çevresel faktörlerin etkili olduğu bilinmektedir.

Farengeal arklar, intrauterin yaşamın 4. haftasında, nöral krest hücrelerinin bölgeye göçüyle birlikte birlikte belirir. Maksillofasiyal yarıklar, çene-yüz bölgesinin oluşmaya başladığı 4.-6. Haftalar arasında belirir. Yarıklar, aynı düzlem üzerinde karşılıklı ilerleyerek birbirleriyle kaynaşması gereken farengeal ark bileşenlerinin buluşamaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır; bu olgunun 4 nedeni vardır:

  1. Farengeal ark bileşenlerinin oluşumundakş defektler,

  2. Farengeal ark bileşenlerinin aynı düzlem üzerinde buluşma defektleri,

  3. Farengeal ark bileşenlerinin kaynaşmasındaki defektler (apoptoz yetersizliği),

  4. Kaynaşmanın gerçekleştiği olgularda farengeal ark bileşenlerinin sonradan yırtılması (aşırı apoptoz).

 

YARIK TÜRLERİ

   1. Kraniyal yarıklar: Kafatası suturalarındaki kaynaşma gecikmeleri ve yetersizlikleri gibi sorunlar nedeniyle ortaya çıkarlar; ensefalosel ve meningoensefalosel olguları bu tür yarıklardır. Bu tür defektlere çoğu kez maksillofasiyal yarıklar da eşlik eder.

kafatası suturalarının kaynaşmasındaki gecikmeler ve yetersizlikler sonucunda ortaya çıkan malformasyonlardır. Yüz ve kafatası yarıklarının birlikte saptandığı az sayıda sendrom vardır (bunların bir bölümüne orofasiyal yarıklar da eşlik eder):

Frontonazal displazi

Fryns mikroftalmi sendromu

HMC sendromu

Hydrolethalus sendromu

Johanson-Blizzard sendromu

Kleeblattschadel sendromu

Oblik yüz yarıkları sendromu

   2. Kraniyofasiyal yarıklar: Kafatası kemikleriyle yüz kemiklerinin birleşme sorunlarından kaynaklanan yarıklarıdır.

   3. Maksillofasiyal yarıklar: Çene ve yüz bileşenleri arasındaki yarıklardır; burun-dudak-yanak-göz kapağı yarıkları ile birlikte çene yarıkları da görülür. Orta çizgi üzerinde ya da lateral yerleşim gösterirler.  

   4. Orofasiyal yarıklar (damak-dudak-dil yarıkları): Ağız ve yüz bileşenlerinin yarıklarıdır; altçene yarığı, yarık dudak, yarık damak, yarık dudak-yarık damak, uvula bifida (yarık uvula), dil ve farinks yarıkları gibi defektlerdir. Çene kemiklerindeki derin yarık bölgelerinde dişler eksik olabilir. Orofasiyal yarıkların herhangi biri, hastada saptanan tek anomali olabileceği gibi multipl konjenital anomaliler içeren bir sendromun bulgularından biri de olabilir (Orofasiyal yarık görülen sendromlar) >>

Orofasiyal yarıklar, çene-yüz bölgesinde en sık görülen konjenital anomalilerdir; dünya ortalamalarına göre her 1000 yenidoğanın 1'inde orofasiyal yarık saptanmaktadır. Özellikle tanısal DNA tekniklerinin gelişmesi ile birlikte orofasiyal yarıkların bir bölümünün sendroma-özgü olduğu belirlenmiştir.

Orofasiyal yarık anomalileri 2 ana gruba ayrılır:

A. Tipik orofasiyal yarıklar:

  • Yarık dudak (CL; cleft lip; unilateral/bilateral)

  • Yarık dudak-damak (CLP; cleft lip-palate)

  • Yarık damak (CP; cleft palate; unilateral/bilateral)

B. Atipik orofasiyal yarıklar:

  • Median yarıklar

  • Transvers yarıklar

  • Oblik yarıklar

Güçlü yarık çizgilerinin üzerindeki dişlerde eksiklik olabilir. Orofasiyal yarıkların tümü -tipik ya da atipik- hastada saptanan tek anomali olabileceği gibi multipl konjenital anomaliler içeren bir sendromun bulgularından biri olabilir. Etyoloji açısından yapılan değerlendirmeler, genetik duyarlılığın ve çevresel faktörlerin etkileşimini göstermektedir; buna göre, genetik olarak duyarlı olan fetüslerde çevresel herhangi bir faktör yarık oluşmasını tetiklemektedir. Orofasiyal yarıklarda, genellikle birden fazla genetik faktörün etkin olduğu “multifaktöryel kalıtım” saptanır.

Embriyolojik dönemde karşılıklı gelerek birbirleriyle birleşmesi gereken proçeslerin birleşememesi ve kaynaşamaması sonrasında "yarık (cleft)" olarak tanımlanan defektler ortaya çıkmaktadır. Proçeslerin birleşme-kaynaşma yetersizliklerinde 4 temel neden vardır:

  1. Proçeslerin oluşum defektleri

  2. Proçeslerin kavuşma defektleri

  3. Proçeslerin kaynaşma defektleri

  4. Kaynaşmış proçeslerin yırtılması

Son iki nedeninin kökeninde, proçesleri örten epitel hücrelerinde gerçekleşmesi beklenen apoptozisin yetersiz kalması öne çıkmaktadır. 

Multipl orofasiyal yarıkların görüldüğü sendrom örnekleri

ÇENE-YÜZ HİPOPLAZİLERİ

Konjenital anomalilerin çoğunluğu, çene ve yüz gelişiminin intrauterin dönemdeki evrelerinde 1. ve 2. brankiyal arklardaki genetik programların aksamasının sonucudur. Söz konusu brankiyal arklardan kökenli malformasyonların çene kemiklerini, orbitaları, kulakları, kafatası kemiklerinin bazı bölümlerini etkilediği gözlenir. Çene-yüz anomalilerinin bir bölümü ise, tüm iskelet sisteminin etkilendiği kalıtsal hastalıklarda saptanan bulgular arasında yer alır. Hipoplaziler, klinik tanı açısından oldukça önemlidir. Yüz hipoplazisi içeren sendrom örnekleri:

Altçene hipoplazisi saptanan sendromlar

Ramus/kondil agenezi saptanan sendromlar

Üstçene hipoplazisi saptanan sendromlar

 

KRANİOFASİYAL BİÇİM BOZUKLUKLARI / ANOMALİLERİ

İSKELET SİSTEMİ ANOMALİLERİ

Sendromların çok büyük bir bölümünde bir ya da birkaç iskelet anomalisine rastlarız. Sendrom niteliğindeki iskelet sistemi anomalilerinin yaygın olduğu olgular için birkaç örnek vermek istersek:

Scheuthauer-Marie-Sainton sendromu

Osteogenesis imperfecta

Pyknodysostosis