TÜMÖRLERDE ANGIOGENESIS

Tümörler (özellikle kanserler) acımasız insanlara benzerler. Egoları ve narsisistik duyguları çok güçlüdür. Kendi varlığı için büyük çaba gösterir. Her eylemini kendi seçtiği kurallar içinde yapar. Organizmanın biyoloji kurallarını amacı için araç olarak ve onun zararına kullanarak gelişir. Çevresindeki dokuları iter, parçalar, işlevlerini bozarak büyür.

Bir tümörü oluşturan hücreler türünü sürdürmek için çoğalmak, çoğalabilmek için de canlı kalmak zorundadır. Canlı kalabilmek için öncelikle beslenmeyi kolaylaştıran uygun bir ortam yaratılır: damar oluşumu ve kan akımı gerçekleştirilir.

Tümörün damarlanması granülasyon dokusunun oluşmasını anımsatır. Çevreden başlayan endotel proliferasyonu tümörü besleyen kapillerlerin biçimlenmesiyle sonlanır. Endotel proliferasyonunu “angiogenezis faktörleri” kamçılar. Angiogenezis faktörlerini tümör hücreleri, aktif makrofajlar ile lenfositler, endotel hücreleri ve iskemik dokular üretir.

Deneysel çalışmalar yeterince damarlanması olmayan bir tümörün çapının 2-3 mm’yi aşamadığını göstermektedir. Her tümör cinsindeki damarlanmanın ayrı nitelikleri vardır. Mezenkimal tümörler genellikle damardan zengindir. Bir beyin tümörü olan Glioblastoma multiforme’de endotel hücrelerinde güçlü proliferasyon ve bol damar oluşması görülür. Endokrin bezlerin tümörlerinde epitel hücre kitlelerini ya da halkalarını ince bir damar ağı sarar. Primer karaciğer ve böbrek karsinomlarındaki damar­lanma da endokrin bezlerin tümörlerindeki gibidir.

Damardan zengin olan sarkomlar hızla gelişir. Damarlanma hızının hücre çoğalma hızına yetişemediği olgularda iskemi başlar. Akut iskeminin güçlü olduğu anoksik kesimlerde “su yatağı” infarktları oluşur. İskeminin yavaş geliştiği olgularda tümör hücrelerinde apoptozis başlar, tümörün büyümesi yavaşlar ya da durur.

Tümörlerdeki vaskülarizasyon daha önce bulunan damarlardan kaynaklanır. Canlı organizmadaki angiogenezis olgusu stimulan ve inhibitör faktörlerin dengesiyle gerçekleşir.

  • Bazı hayvan ve insan tümörlerinde damarlanma sürecini tetikleyen tümör angiogenezis faktör (TAF) vardır. TAF ile ilgili girişimlerin kanser tedavisinin başarısında önemli bir yeri vardır. Eğer bir tümörde damarlanma olmazsa ya da engellenebilirse kitle 2-3 mm’den daha fazla büyüyemez. Tümörde TAF aktivitesi özel antikorlarla ve kimyasal maddelerle bloke edilirse damar­lanma olamayacağı için tümörün büyümesi durur.

  • VEGF (vascular endothelial growth factor) ve TGF-beta (transforming growth factor- beta) in vivo olarak angiogenezisi uyarır. Buna karşın in vitro çalışmalarda endotel hücrelerini inhibe ettiği saptanır.

  • iv injekte edilen TNF-alfa (tumor necrosis factor-alpha) tümörlerde nekroza yol açarken normal dokularda angiogenezisi tetikler.

  • Bazı prostoglandinler (PGE1ve PGE2) angiogenezisi uyarırlar.

  • Plazmadan kökenli “angiostatin” ile bağ dokusundan kökenli “endostatin” ve “vasostatin” angiogenezisi denetleyen başlıca maddelerdir.

Angiogenezisi uyaran maddelerin çokça üretildiği primer tümörlerin çıkarıldığı olgularda metastazların gerilediği izlenebilmektedir. Tümör tedavisinde “interferon a-2a” gibi anti-angiojen etkisi olan maddelerin kullanılması da gündemdedir.