TÜMÖR MORFOLOJİSİ

MAKROSKOPİ

Tümörlerin gözle (makroskopik, gros) ve mikroskopik inceleme yöntemleriyle saptanan nitelikleri kaynakları, davranışları ve tedaviye yanıtları açısından çok önemli bilgiler verir.

RENK

Tümörlerin rengi başlıca iki faktöre bağlıdır:

(1) Tümöre özgü nitelikler,

(2) Dejenerasyonlar.

(1)Tümöre özgü nitelikler: Tümörler genellikle beyazımsı renktedir. Ancak kimi tümörlerde bulunan özgün niteliklere göre oluşumun rengi de değişir. Örnekler:

  • Malign melanomda, nevosellüler nevuslarda ve bazı bazal hücreli karsinomlarda melanin pigmentini nedeniyle renk kara ya da kahverengidir.

  • Myomlar kas hücrelerindeki myofib­riller nedeniyle pembe renklidir.

  • Damardan zengin tümörlerde ve hemangiomlarda eritrositler nedeniyle renk kırmızıdır. Oksijen azlığında morumsu bir renk yansır.

  • Lipomların rengi yağ içeriği nedeniyle sarıdır.

  • Primer karaciğer karsinomunun (hepatocarcinoma) hücreleri bilirubini konjuge edebilirse safra birikeceğinden tümörün rengi yeşile döner.

  • Kandaki granülositlerin kökenini aldığı myeloid hücrelerin tümörlerinde renk çağla yeşilidir (chloroma, chloroleukemia).

(2) Dejenerasyonlar: Selim ve habis tümörlerde dolaşım bozukluklarına bağlı dejenerasyonlar görülebilir. Dejenerasyonun tipine göre tümörün rengi de değişir. Örnekler:

  • Taze kanama alanları kırmızı, eski kanama bölgeleri hemosiderin pigmenti nedeniyle kahverengidir.

  • Ödemli yerler parlak ve açık sarı renklidir.

  • Koagülasyon nekrozları yumurta sarısı rengindedir.

  • Dejenerasyonlarda ve nekrozlarda sonucunda açığa çıkan yağlı maddeleri mak­rofajlarca fagosite edilir, lipofaj kümeleri sarı benekler biçimde görülür.

  • Kireçlenen yerler sarı, kuru ve katıdır.

KIVAM

Bir dokunun kıvamı hücre bağlantılarının sıkı ya da gevşek oluşuna, liflerin niceliğine ve yoğunluğuna, ara maddenin özelliklerine bağlıdır.

Tümörlerin kıvamını belirleyen iki faktör vardır:

(a) Tümörün kendi yapısı,

(b) Tümör stroması.

(1) Tümörün kendi yapısı: tümörün kıvamını tümör hücrelerinin biçimi ve ürettikleri maddelerin akıcılığı belirleyebilir.

  • Bağlantısız yuvarlakça hücrelerden yapılı tümörler yumuşaktır ya da tümörde kan hücreleri taklit edilmektedir. Örnek: lenfosarkom.

  • Taklitteki başarısızlık nedeniyle tümör hücreleri yuvarlak olabilir. Örnek: indiferansiye bronş karsinomu.

  • Liflerin çok gevşek bir ağ yaptığı ve sıvının bol olduğu tümörler pelte gibi yumuşaktır. Örnek: myxoma.

  • Müsinden zengin tümörlerin (müsinöz karsinom) kıvamı yumuşak ve kesiti parlaktır.

  • Tümörde kendi yapısı gereği kalsifikasyon bolsa kıvam çok katıdır. Örnekler: osteom, odontom.

  • Yoğun epitelyal bağlantılar orta derecede katılık verir, fakat dirençsizdir ve kolay parçalanır. Skuamöz hücreli karsinomda keratin bolsa kıvam katı ve tümörün kesiti kuru görünümdedir.

  • Hücrelerin ürettiği lifler çoğalıp yoğunlaştıkça tümörün katılığı ve direnci artar. Lifler hyalinleştiğinde kıvam çok daha katıdır. Örnekler: yumuşak ve katı fibromlar, uterusun eski fibromyomları.

(2) Tümör stroması: tümörün çevresini kuşatan ya da içlerine doğru gelişen tepkisel bağ dokusunun niceliği ve niteliği çeşitli nedenlere bağlıdır.

  • Kimi adenokarsinomların stroması gevşek bağ dokusundan yapılı ise kıvamı yumuşaktır. Bu yumuşaklık medüllaya (ilik) benzetilerek medüller karsi­nom adı verilmiştir.

  • Tümörlerin bir bölümünde epitel hücrelerinin bağ dokusunu uyarmasıyla bol lif yapılır (desmoplasia) ve bunlar hyalinleşebilir. Böyle karsinomlar çok katıdır (skiröz karsinom).

  • Selim ve habis tümörlerde distrofik kalsifikasyonlar olabilir: kraniofaringioma (bir hipofiz tümörü), psammöz meningiom (meninks tümörlerinin bir cinsi), oligodendroglioma (bir beyin tümörü), tiroid ve ovaryumun bazı tümörleri, Pindborg tümörü.

BİÇİM

Bir cerrahi materyalin makroskopik nitelikleri patoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Biyopsi örneğinin patoloji uzmanı dışında biri tarafından açılması ya da parçalara ayrılması tümörün çevre dokularla ilişkilerini gösteren bulguların ve makroskopik niteliklerin yitirilmesine neden olur.

Tümörler çok kez bir odaktan başlayıp büyüdüklerinden yüzeydekiler çember derindekiler küre biçimindedir. Çevredeki dokular arasında direnç farkları bulunduğunda tümörler daha az dirençle karşılaştıkları yönde geli­şirler ve böylece küresel nitelikleri de bozulur.

Selim tümörler ekspansif olarak büyür, genellikle yuvarlak ya da ovoid, sınırlı ve kapsüllüdür. Kanserler infiltratif olarak büyürler, kapsülleri yoktur ve sınırları genellikle düzensizdir. 

Deri ve mukoza ile örtülü yüzeylerdeki tümörler makroskopik olarak 4 tiptir:

(1) Vejetan tip: tümör gelişmesi yüzeyden dışa doğrudur. Kabarık bir kitle meydana gelir. Yüzey genellikle engebelidir (bu görünüm karnabahara benzetilir).

(2) Ülseröz tip: kenarları biraz kabarık olan değişik derinlikte bir ülser görünümündedir.

(3) İnfiltran tip: tümör hücreleri dokuya homojen olarak yayılmıştır.

(4) Polipöz tip: salgı üreten mukozalarda yüzeyden dışa gelişen yüzeyi düz, çoğunluğu saplı oluşumlardır.

Kanserlerin makroskopik yapısı ile metastazların sıklığı arasında ilgi vardır. Genellikle vejetan kanserler daha az ve geç, diffuz (infiltran) kanserler daha sık ve erken metastaz yapar.

Solid organlardaki tümörlerin makroskopisinde 3 tür görünüm saptanır:

1. Massif: solid organ kesitinde tek ve büyükçe bir tümör kitlesi saptanır. Eğer kitlenin ortası nekroza uğrar ve boşalırsa kavernöz tip adını alır. Genellikle primer tümör bulgusudur.

2. Diffuz: solid organın büyük bir bölümünü infiltre eden tümör kitlesi saptanır. Genellikle primer tümör bulgusudur.

3. Nodüler: solid organ kesitinde değişik büyüklükte serpilmiş tümör kitleleri görülür. Genellikle metastatik tümör bulgusudur. Bir organda tümör odağı çok sayıda ise genellikle metas­taz kabul edilir.

Tümörlerin bir kısmında içi sıvı ile dolu değişik sayıda ve büyüklükte boşluklar vardır. Bu boşluklar tümörün kendi yapısına bağlıysa kistik tümör, eğer dejenerasyon sonucunda meydana gelmişse tümörde kistik dejenerasyon denir. Selim ve habis kistik tümörler en fazla ovaryumda görülür.