Neoplazm Sözlüğü

Arama motorunu kullanabilir ya da aşağıdaki seçeneklerin içerdiği başlıkları ve açıklamaları görebilirsiniz

Image by Mackenzie Weber

adenom (adenoma) salgı epitelinin iyi huylu tümörü 

adenomatous polyposis coli geni (APC) mutasyonu sonrasında hücre proliferasyonunda hızlanmanın saptandığı (özellikle kolon polipozisini ve karsinomlarında belirgin), ayrıca hücrelerin migrasyonu, apoptozis ve nöronal özgünleşmede etkileri olduğu belirlenen APC proteininin üretiminde etkin olan gen 

aflatoksin (aflatoxin) uygun koşullarda üretilmeyen ve/veya saklanmayan besin maddelerinde Aspergillus flavus ve Aspergillus parasiticus isimli küf mantarlarının oluşturduğu, özellikle karaciğer ve böbrekler üzerinde etkili, bağışıklık sistemini güçsüzleştiren, 14 türü olan mutajen ve genotoksik etkili toksin 

amelanotik melanom (amelanotic melanoma) melanin üretemeyen habis melanom

anjiyografi (angiography) anjiyo; damarların içine radyopak madde verilerek lümenlerini, damarlanmanın niteliği ve niceliğini inceleme tekniği

antikarsinojen (anticarcinogen) kanserleşmeyi önleyen maddeler 

az diferansiye kanser (less differentiated tumor) az diferansiye tümör; kanserlerde, kaynaklandıkları hücreleri taklitteki başarısızlık

Batson pleksus sistemi (Batson’s plexus)  Batson vertebral venöz pleksus sistemi; metastazların dağılımında önemli roü olan venöz damar ağı;  bir prostat karsinomunda vena femoralis’e giren bir tümör normal koşullarda vena cava inferior aracılığıyla akciğerlere gider, tümör hücrelerinin vena femoralis’e girmesi sırasında (öksürme, ıkınma, ağır kaldırma, vb nedenlerle) intra-abdominal basınç yükselirse kan akımı vertebral venöz pleksusa yönlenir (paradoks embolizm ilkesi) ve böylece vertebra metastazları ortaya çıkar; benzer mekanizma tiroid ve meme kanserlerinin kranyum metastazları için de geçerlidir

bazofil adenom (basophil adenoma) hipofizin ön lobunda oluşan, aşırı ACTH üretimiyle Cushing sendromuna, TSH üretimiyle hipertiroidizme, gonadotrop hormon üretimiyle kadınlarda ovaryum sorunlarına neden olan adenom

bazoskuamöz hücreli karsinom (basosquamous cell carcinoma) bazaloid skuamöz hücreli karsinom; özgünleşmenin (diferansiyasyon) kötü olduğu bazı dil karsinomlarında skuamöz epitelin bazal hücrelerini anımsatan tümör hücreleri arasında tek tük spinal hücrelere rastlandığı, agresif ve prognozu kötü ağız kanseri

bcl-2 geni (B-cell lymphoma 2 gene; bcl-2) üretimini tetiklediği proteinle mitokondrilerin dış yüzeyini kaplayarak hücrelerin apoptozis sürecine girmesini önleyerek yaşam sürelerinin uzamasında katkısı olan onkogen 

böbrek kanseri (renal cancer) böbrek hücreli karsinom ya da hipernefrom olarak bilinen, böbrek tubuluslarının epitel hücre-lerinden kökenli kanser

cerrahi onkoloji (surgical oncology) kanser hastalarını cerrahi yöntemlerle tedavi uğraşı veren bilim dalı

desmoplastik (desmoplastic) yer yer hyalinleşmelerin oluştuğu yoğun kollagen lif içeren; skiröz

desmoplazi (desmoplasia) tümörlerin bir bölümünde epitel hücrelerinin bağ dokusunu uyarmasıyla bol lif yapılması

diferansiyasyon (differentation) özgünleşme; bir tümörün kaynaklandığı ya da taklit ettiği dokuları oluşturan hücrelere benzerlik düzeyi

diffuz (diffuse) diffüz; difüz; yaygın; solid organın büyük bir bölümünü etkileyen

ekspansif büyüme (expansion) çevresinde kapsül bulunan (genellikle iyi huylu) bir tümörün çevreindeki dokuları iterek genişlemesi/büyümesi

erbB (Her2/neu) kanser hücrelerini proliferasyona yönlendiren ve çoğalmasını kamçılayan, epidermal büyüme faktör (epidermal growth factor; EGFR) reseptörü niteliğindeki onkogen

erkeklere özgü kanserler (common cancers in men) akciğer, prostat, kolorektal bölge,  ağız boşluğu, farinks, mide, larinks, idrar yolları, deri, lösemiler 

evreleme (cancer staging; TNM) patoloji uzmanının raporundaki tümör büyüklüğü, invazyon ve lenf düğümü metastazları verileriyle onkoloji uzmanının topladığı bilgileri (örneğin organ metastazlarını gösteren PET bulguları) birlikte değerlendirilerek uygulanan, tümörün belirlendiği andaki durumunu gösteren sistem

Ewing sarkomu (Ewing’s sarcoma) gençlerde, uzun kemiklerde ve pelviste oluşan, çenelerde seyrek görülen, radyolojik incelemede, litik ve sklerotik alanlar içeren sınırları seçilemeyen kemik destrüksiyonu saptanan, erken dönemde osteomyeliti taklit eden, prognozu kötü kemik kanseri

feokromositom (pheochromocytoma) feokromositoma; adrenal bezde genellikle tek bazen iki taraflı oluşan medulla tümör (tümör hücrelerinin salgıladığı adrenalin ve noradrenalin nedeniyle paroksismal hipertansiyon ve hiperglisemi bulguları, kanda vanilmandelik asid (VMA) düzeyi yükselmesi bulguları)

fibrolipom (fibrolipoma) fibrolipoma; kollagen lif demetlerinden zengin lipoma

fibroma (fibroma) fibrom; fibroblastik hücreler ve bunların ürettikleri ekstrasellüler matriks bileşenlerini (kollagen, elatstin, vb) içeren iyi huylu tümör

fibrosarkoma (fibrosarcoma) fibrosarkom; çok sayıda mitoz içeren atipik fibroblastik hücrelerden oluşan mezenkimal habis tümör

fusiform hücreli lipom (spindle cell lipoma) fusiform mezenki-mal hücrelerden zengin lipom

gastroskopi (gastroscopy) midenin özel araçla (gastroskop) incelenmesi 

granüllü hücreli myoblastoma (granular cell myoblastoma; Abrikossoff’s tumor) Abrikossoff tümörü;  genellikle dil, yanak ve damakta oluşan, eozinofil granüller içeren geniş-poligonal sitoplazmalı hücreler içeren iyi huylu tümör

habis tümör (malignant tumor; cancer) malign tümör; kötü huylu tümör; hızlı büyüyen, çevrelerinde sınır ya da kapsül bulunmayan, büyürken çevresindeki dokuların aralıklarına girebilen (invazyon), metastaz yapan, taklit ettikleri normal hücrelere benzemeyen, hızlı büyümelerinin göstergesi olan çok sayıda mitozun görüldüğü neoplazmlar; hemen tümü onkogenler ile süpressör genler arasındaki dengesizlikten kaynaklanan denetimsiz hücre proliferasyonu

hamartoma (hamartoma) totipotent hücrelerden kökenli, bir organda bulunan bir ya da birkaç dokudan oluşan kitle 

hemangiom (hemangioma) hemangioma; hemanjiyom; damarlardan oluşan, baş-boyun bölgesinde sıkça görülen iyi huylu tümör. kapiller hemangiom (capillary hemangioma) kapiller hemangioma; kapiller düzeyinde (küçük çaplı) damarlardan oluşan, baş-boyun bölgesinde sıkça görülen iyi huylu tümör. jüvenil kapiller hemangiom (juvenile capillary hemangioma) baş-boyun derisinde kırmızımsı-mor makül olarak başlayan, puberteye doğru giderek silinen kapiller damar malformasyonu. lobüler kapiller hemangiom (lobular capillary hemangioma; granuloma pyogenicum) granuloma pyogenicum; dişetlerinde görece sık oluşan, akut olarak beliren, kısa sürede büyüyen,  kırmızı renkli (damardan zengin) ve kanayan, granülasyon dokusunu çağrıştıran kitle. kavernöz hemangiom (cavernous hemangioma) kavernöz hemangioma; ince çeperli ve geniş lümenli damarlardan oluşan vasküler tümör. santral hemangiom (central hemangioma) santral hemangioma; kafatası kemiklerinde ve vertebralarda görülen, ekspansif büyüyen, çenelerdeki oluşumlarda dişlerde sallanma ve periodontal aralıktan kan sızması saptanan, radyolojik incelemede multiloküler ya da uniloküler bir yapının belirlendiği, uniloküler lezyonlarda ortadan çevreye doğru yayılan ışınsal kemik trabekülasyonu izlenen, çenedekilerin kavernöz hemangioma özgü nitelikleri taşıdığı,  cerrahi girişimlerde durdurulamayan ve yaşamsal tehlike oluşturan kanamaların meydana gelebileceği damarsal malformasyon

hematojen yayılma (hematogenous dissemination) hematojen yayılma; sarkom hücrelerinin öncelikle kan damarlarını kullanarak akciğerlere ve sonraları başkaca organlara yayılması

ikileme süresi (doubling time) bir tümörün büyümesinde hücre sayısının ikiye katlanarak (geometrik) çoğalması; bir tümördeki mitoz sayısı ile koşut olan büyüme hızı

immunoterapi (immunotherapy) ​hastanın bağışıklık sistemini destekleyerek tümöre karşı direncini arttırmak amacıyla anti-tümör antikorlarının uygulanması, konvansiyonel aşı tekniği, nonspesifik immun stimülatörlerin kullanılması tekniklerine dayanan kanser tedavisi yöntemi

implantasyon metastazı (implantation metastasis; seeding) invazyon ile seröz bir zar yüzeyine ulaşan tümör hücrelerinden bir bölümü seröz boşluğa dökülmesi ve yerçekiminin de etkisiyle değişik yerlerine sürüklenerek oralarda çoğalması (örnek; mide karsinomunda ovaryumların üzerine ve Douglas çukuruna dökülen tümör hücrelerinin kitle oluşturması)

in situ karsinom (carcinoma in situ; CIS) intraepitelyal karsinom; jinekopatolojik değerlendirme amaçlı smear incelemelerinde epitelin tüm katmanlarına yayılan ve  güçlü displazi bulguları içeren, henüz bazal membranı aşarak çevre dokulara girmemiş, bazal membranın aşılmasıyla birlikte invazif karsinoma dönüşme riski olan lezyon 

infantil fibrosarkom (infantile fibrosarcoma) infantil fibro-sarkoma; 10 yaşından küçük çocuklarda saptanan, metastaz eğilimi az olan fibrosarkom türü

infiltrarif (infiltrative) doku aralıklarına giren

infiltrasyon (infiltration) invazyon; doku aralıklarına süzülme

invazif (invasive) doku aralıklarına giren

invazif karsinom (invasive carcinoma) salgı bezleri duktusla-rında ya da skuamöz epitelde saptanan intraepitelyal karsinom hücrelerinin bazal membranı aşarak çevre dokulara girdiği kanser türü

invazyon (invasion) bir kanseri oluşturan hücrelerin sınır tanımaksızın doku aralıklarına girmesi olgusu

invazyon enzimleri (proteases in invasion) kanser hücrelerinin önlerine çıkan engelleri (bazal membranlar, dokuları ve organ-ları kuşatan zarlar ve kapsüller, kemik, vb) aşabilmek için salgıladığı proteazeler (matrix metalloproteinase ya da matrixin, heparanaze ve kollagenaze) gibi proteolitik enzimler ve litik faktörler

jinekolojik onkoloji (gynecolical oncology) jinekolojik kanserlere tedavi uğraşı veren bilim dalı

kadınlara özgü kanserler (common cancers in women) akciğer, meme, tiroid, uterus serviksi, safra kesesi kanserleri

kalıtsal kanserler (hereditary cancers) genetik kanserler; ailesel kanserler; multipl endokrin neoplazm (MEN) sendrom-ları, ailesel polipozis koli (APC; Gardner sendromu) ve Turcot sendromu gibi olgularda saptanan, çoğu otosomal dominant yolla aktarılan sendromlarda görülen kanserler 

kanser kaşeksisi (cancer cachexia) kanser kaşeksisi; kanserli hastalar görülen,tümörün kanaması, nekrotik dokuların yıkımı sırasında ortaya çıkabilen toksik maddeler, TNF (tumor necrosis factor) vb çeşitli sitokinlerin varlığı, psiko­lojik bozukluğa bağlı uykusuzluk ve tedirginlik, iştahsızlık, sindirim kanalındaki tümör­lerde kusma ve diyare, bakteri infeksiyonları, ağrı gibi nedenlere bağlı aşırı zayıflama

kanser kemoterapisi (cancer chemotherapy) kanser tedavisinde kullanılan, kemik iliği süpresyonu (anemi, lökopeni, trombositopeni), immunosüpresyon, çıkarcı infeksiyon riskinde artma, kanserojen etki, sekonder amiloidoz, saç dökülmesi, ağız ve sindirim kanalı ülserleri, karaciğer sirozu, kardiyotoksik etki gibi olumsuz etkileri de görülebilen, kanser hücrelerinin yanı sıra normal hücrelere de toksik etkileri olan ilaçların uygulanması

kanser komplikasyonları (complications of cancer) onkoterapinin neden olduğu infeksiyon, sepsislere ve septik şok, kanamalar (lösemi, beyin tümörü), kaşeksi, yetmezlik bulguları (kalp, böbrek ve solunum sistemi), patolojik kırıklar

kanser coğrafyası (cancer geography) Ürgüp Karain köyünde akciğer kanseri, Afrika sıtma kuşağında Butkitt lenfoması, İran’da özofagus ve mide kanseri, Japonlarda mide kanseri, Cezayir, Senegal, Sudan, Endonezya ve Çin (özellikle Hong Kong) gibi ülkelerde aflatoksine bağlı karaciğer tümörleri 

kanserojen (cancerogen; carcinogen) karsinojen; kanser nedeni olan etki ya da madde. kanserojen hormon (hormonal carcinogenesis) meme kanseri etyolojisinde östrojen, prostat kanseri etyolojisinde androjen hormon. kanserojen mikroplar (viral/bacterial carcinogenesis) hücrelerin DNA yapısını bozarak (virüsler), kronik iritasyon ve yangı oluşturarak (Helicobacter pylori), bağışıklık sistemini etkileyerek (HIV) kanser oluşmasına neden olan mikroplar. kimyasal kanserojen (chemical carcinogen) DNA zararı ile kanser oluşumuna neden olan, immunosüpresyon yapabilen çevre kirliliği (pestisidler, hava kirliliği), işlenmiş besinler içerisindeki katkı maddeleri, bozulmuş gıdalar, tütün kullanımının yaygınlaşması, petrol ürünleri, inorganik maddeler (nikelk, arsenik, kromatlar, kadmiyum, asbestos), aflatoksin, ilaçlar (kemoterapi) ve benzeri genotoksik etkili faktörler  

Kaposi sarkomu (Kaposi sarcoma) büyük bir bölümü HIV/AIDS sürecinde gelişen Kaposi sarkomu herpes virüsü (KSHV; HHV8) infeksiyonuna, bir bölümü de organ transplantasyonları sonrasındaki immunosüpresyona ya da güçlü kortikosteroid tedavisine bağlı olan, deride, mukozalarda, viseral organlarda multifokal lezyonlar oluşturan endotel hücrelerinin sarkomu; ağız mukozasında kırmızımsı bir leke olarak beliren ve zamanla koyu kahverengi nodüler kitleler oluşturan endotel hücrelerinden kökenli angiosarkom

karsinogenez (carcinogenesis) normal bir hücredeki bir dizi genetik farklılaşma ile tümör hücresine dönüşmesi ve çoğalarak bir kitle oluşturması süreci. alansal karsinogenez (field origin in carcinogenesis) tümör kitlesinin bir alandaki çok sayıda hücrede oluşan DNA hasarı sonucunda gelişmesi. monoklonal karsinogenez (monoclonal origin in carcinogenesis) tümör kitlesinin tek bir hücredeki DNA hasarı sonucunda gelişmesi

karsinom (carcinoma; ca) epitel dokusundan kökenli kanser 

kokarsinojen (cocarcinogen) doğrudan doğruya kanser yapamadıkları halde kanserin oluşmasına yardım eden etkiler 

kolposkopi (colposcopy) vulva, vajina ve serviksin özel araçla (kolposkop) incelenmesi

kondroid lipom (chondroid lipoma) kıkırdak dokusunu anımsatan alanlar içeren lipom

kontakt inhibisyon (contact inhibition) yara iyileşmesindeki rejenerasyonda normal bir hücrenin başka bir hücreye dokunmasıyla hücre çoğalmasının (rejenerasyon) durması (tümör hücrelerinde kontakt inhibisyon algısı olmadığı için giderek çoğalırlar)

koristoma (choristoma) totipotent hücrelerden kökenli, bir organda bulunmayan bir ya da birkaç dokudan yapılı bir kitle 

kraniyofaringioma (craniopharyngioma) kraniyofaringiom; hipofiz bezi ön lobunda (adenohipofiz) oluşan, embriyonal yaşamda ağız boşluğu ile adenohipofizi birbirlerine bağlayan kanalın (ductus craniopharyngealis) artıklarından (Erdheim cisimleri) kökenli, mikroskopisi çok sayıda gölge hücreleri içerebilen bir ameloblastomayı anımsatan, kitle basısıyla kafa içi basıncı artışı sendromuna ve hipofizde atrofiye neden olabilen iyi huylu tümör

Krukenberg tümörü (Krukenberg tumor) mide karsinomunda ovaryumların üzerine ve Douglas çukuruna dökülen tümör hücrelerinin oluşturduğu kitle

lag evresi (lag period) latent dönem; kanserojen etkilerin bir ya da birden fazla hücrede oluşturduğu DNA zararları ile klinikte tanımlanabilen tümör kitlesinin oluşması arasındaki latent dönem

laringoskopi (laryngoscopy) larinksin özel araçla (laringoskop) incelenmesi

lenfatik yayılma (lymphatic dissemination) lenfojen yayılma; karsinom ve malign melanom lenf hücrelerinin öncelikle lenf  damarlarını kullanarak bölgesel lenf düğümlerine yayılması

lenfohematojen yayılma (lymphohematogenous dissemination) lenfohematojen yayılma; lenf yollarını kullanarak yayılan kanser hücrelerinin bir süre sonra kan dolaşımına da girerek yayılmasını sürdürmesi

lipom (lipoma) olgun yağ dokusuna diferansiye olan mezenkimal hücrelerden oluşan, çene-yüz bölgesinde oluşanların çoğunluğu tükürük bezlerinin çevresinde ve yanak mukozasında saptanan iyi huylu tümör

liposarkom (liposarcoma) liposarkoma;  olgun yağ dokusuna diferansiye olma eğilimi gösteren atipik mezenkimal hücrelerden oluşan sarkom

lobüler karsinom (tükürük bezi) (lobular carcinoma) tükürük bezi lobüler karsinomu; çoğu damak mukozasındaki küçük tükürük bezlerinden kökenli, yavaş büyüyen, katı ve nodüler bir kitle yapan,  myoepitel ve duktus epitel hücrelerinden kökenli tümör hücrelerinin oluşturduğu lobulusların saptandığı tümör

lösemi inhibitör faktörü (leukemia inhibitory factor, LIF) çok sayıda farklı hücrenin üretebildiği, kemik iliğindeki kök hücrelerin çoğalmasını tetikleyen, IL-3 ile birlikte trombosit işlevlerini güçlendiren, karaciğerin akut faz protein üretimini uyaran, kemik rezorpsiyonunu ve yağ dokusu kaybını hızlandıran interlökin-6 ailesinden bir sitokin

lymphangioma circumscriptum (lymphangioma circumscriptum) vücudun alt bölümü derisindeki lenfatiklerin genişlemesi nedeniyle vezikül ya da bül izlemini veren, konjenital olabilen kitle

medikal onkoloji (medical oncology) kanser hastalarını kemoterapiyle tedavi uğraşı veren bilim dalı

melanotik schwannoma (melanotic schwannoma) melanin pigmenti içeren schwannoma

meme kanseri inhibisyon genleri (breast cancer 1, breast cancer 2;BRCA1, BRCA2) nükleer fosfoprotein üretimiyle DNA onarımına ve genomun korunmasına yaptığı katkıyla meme ve ovaryum karsinomunu baskılayan genler; ailesel meme kanseri olgularının çoğunda, BRCA1 ve BRCA2 mutasyonu riski; BRCA-1 mutasyonlarında kolon ve prostat karsinomu riski; BRCA-2 mutasyonlarında erkeklerde meme, prostat, larinks ve pankreas karsinomları riski 

metastatik karsinom (metastatic carcinoma) karsinom metastazı; karsinomlar öncelikle bölgesel lenf düğümlerine, uzak lenf düğümlerine, karaciğere ve akciğerlere yayılırlar (kanserin türüne göre ek tercihler olabilir)

metastatik sarkom (metastatic sarcoma) sarkom metastazı; akciğerlere, sonradan kanserin türüne göre başka organlara ve lenf düğümlerine yayılırlar

metastatik tümör (metastatic tumor) bir kanserden ayrılan hücrelerin değişik yollarla yayılarak başka dokulara ve organlara gitmeleri sonucunda meydana getirdikleri yeni tümör kitleleri

metastatin (metastatin) kanserlerin metastaz yapmasını engelleyen protein; insan plasentasında yoğun olarak bulunan ve fetüse yönelen tümör hücrelerini parçalayarak annedeki kanserin fetüse ulaşmasını engelleyen bir peptid

metastaz (metastazis) bir kanserden ayrılan hücrelerin değişik yollarla yayılarak başka dokulara ve organlara giderek yeni tümör kolonileri oluşturmaları; damarlara giren kanser hücre-lerinin kan ya da lenf akımıyla tek tek ya da grup halinde sürüklenerek vücudun çeşitli yerlerinde yeni koloniler oluşturması

mikotoksin (mycotoxin) mantarların ürettiği toksik madde 

miksoid lipom (myxoid lipoma) gevşek bir ara maddeden zengin alanlar içeren lipom

multipl endokrin neoplazi sendromları (multiple endocrine neoplasia syndromes; MEN) MEN 1 (Wermer sendromu), MEN2 (Sipple sendromu) ve MEN3 (William sendromu)  olarak 3 türü bilinen, çok sayıda endokrin tümörler ve bunların sistemik etkilerini içeren sendromlar grubu

neoplazm (neoplasm) ur; yaşamın herhangi bir döneminde organizmanın bir bölümündeki hücrelerin vücudun düzenleyici kurallarına tepkisiz kalarak (otonomi), sınırsız olarak çoğalması, apoptozise dirençli olmaları, angiogenezisi uyarabilmeleri sonucu oluşan kitle 

Nowell yasası (Nowell’s law) Nowell kuralı; kanserler, peş peşe gelen genetik travmaların sonucunda oluşan, neoplastik fenotiplerden kökenli, çevresindeki doğal hücrelerden daha hızlı gelişen ve onların zararına büyüyen yeni hücre klonlarının oluşması ilkesine dayanır 

onarım genleri (DNA repair genes) onarım genleri; DNA glycosylase genleri (UNG, SMUG1, TDG, MutY DNA, MPG), Polynucleotide Kinase 3'-Phosphatase (PNKP), Poly(ADP-Ribose) polymerase (PARP), APEX, Nuclease (Multifunctional DNA Repair Enzyme), vd  gibi herhangi bir DNA zararı/sakatlanması durumunda sakatlanan parçanın onarılması için gereken uyarıları yapan genler 

onkogen (oncogene) kanser doğuran gen; kanser hücrelerinin çoğalmasını kamçılayan genler. onkogen DNA virüsleri (oncogenic DNA viruses) normal DNA virüsleri nükleik asid içeriklerini doğrudan insan dokusu hücrelerine sokarak replikasyonla çoğalırken onkogen DNA virüslerinde replikasyon yoktur, etkilerini tümör baskılayıcı gen. hücresel onkogen (cellular oncogene; c-onc)  tümör hücrelerinin çoğalmasını kamçılayan aktif onkogenler. mutant onkogen (cellular oncogene; c-onc)  proto-onkogen’lerin değişimi ile ortaya çıkarak normal hücrelerde oluşturdukları yapısal değişikliklerle kanser hücrelerine dönüşmelerini tetikleyen onkogen 

onkogen virüsler (oncogenic viruses) 6’sı DNA, 1’i RNA virüsleri ailesinden olan, kanser oluşumunu tetikleyen 7 virüs türü. onkogen RNA virüsleri (oncogenic RNA viruses) insanlarda çok sayıda tümör oluşmasını tetikleyebilen  HIV ile deney hayvanlarında lösemi, lenfoma, çeşitli sarkomlar üretebilen retrovirüsler 

onkoloji (oncology) kanserlerin tanısı ve tedavisi konusunda çalışan anabilim dalı; örnekler: oral onkoloji (oral oncology) ağız kanseri hastalarına tedavi uğraşı veren bilim dalı, pediatrik onkoloji (pediatric oncology) çocukluk kanserlerine tedavi uğraşı veren bilim dalı

osteoblastoma (benign osteoblastoma) genellikle uzun kemik ve vertebra yerleşimi gösteren, çapı 2 cm’den büyük, sınırları belirgin, litik ve sklerotik alanların birlikte yer aldığı ekspansif lezyon oluşturan, birbirleriyle anastomozlar yapan osteoid madde trabeküllerini üreten aktif osteoblastik hücrelerden oluşan iyi huylu tümör

osteolitik metastaz (osteolytic bone metastasis) kanser hücrelerinin geldiği yerdeki kemik dokusunun eriyerek orta­dan kalktığı, kemiğin direnci azalması nedeniyle spontan (patolojik) kırıkların olabildiği kemik metastazı türü

osteoplastik metastaz (osteoplaslytic bone metastasis) osteoplastik metastaz; kanser hücrelerinin geldiği kemik dokusunun uyarılmasıyla yeni kemik yapımının arttığı ve bazı olgularda mermer gibi katılaşmasının oluştuğu metastaz türü

osteosarkom (osteosarcoma; osteogenic sarcoma) osteosarkoma; osteojenik sarkoma; tümör hücrelerinin osteoblastik aktivite göstererek osteoid madde üretebildiği mezenkimal hücre kökenli, santral yerleşim gösteren, radyolojisinde periost reaksiyonu görülen litik ya da sklerotik destrüksiyon alanları içeren, hızlı gelişen, prognozu kötü olan habis tümör. telangiektatik osteosarkom (telangiectatic osteosarcoma) telangiektatik osteosarkoma; damardan zengin olduğu için anevrizmal kemik kistini anımsatan, çenelerde ender görülen osteosarkom türü. parosteal sarkom (parosteal sarcoma) tümör hücrelerinin osteoblastik aktivite göstererek osteoid madde üretebildiği mezenkimal hücre kökenli kemik korteksi yerleşimi gösteren habis tümör

p53 geni (p53 gene) genomu koruyan, hücre çoğalmasını ve ölümünü denetleyen, DNA onarımında etkili olan, DNA onarımı gerçekleşene dek mitozları ve angiogenezisi durdurabilen, DNA onarımı başarısız olursa ilgili hücreyi apoptozise yönlendirebilen p53 proteininin üretilmesine etkin olan tümör süpresör gen   

p63 geni (p63 gene) TP53 ailesine özgü, kanserleşme eğiliminin güçlendiği prekanseröz lezyonlarda oldukça belirgin biçimne etkinlik gösteren p63 proteinini kodlayan gen

papillom (papilloma) ağız mukozasının her alanında oluşabilen, yüzeyden dışa (ekzofitik) gelişen, saplı ya da sapsız, dut görünümünde, çapı genellikle 1 cm’yi aşmayan, yüzeinydeki keratin örtüsünün kalınlığı arttıkça renkleri beyazlaşan, bir bölümü HPV infeksiyonundan kökenli olan iyi huylu tümör

papillomatozis (papillomatosis) papillomatoz; genital HPV infeksiyonunu olan annelerin bebeklerinde, HIV/AIDS hastalarında, Cowden sendromu gibi olgularda çok sayıda (multipl) papillomaların saptandığı tablo

paraneoplastik pemfigus (paraneoplastic pemphigus) etyolojisinde non-Hodgkin lenfoma, kronik lenfositik lösemi, timoma, bronş karsinomu, az diferansiye sarkomatöz tümörler gibi kanser antijenlerinin tetiklediği otoimmun antikorların etkin olduğu,  bazı hastalarda gizli bir kanserin ilk bulgusu olabilen, mukozanın her alanında hemorajik veziküller ve bunların açılmasıyla oluşan ağrılı erozyonlar saptanan, kanserli hastalarda görülen pemfigus türü

paraneoplastik sendrom (paraneoplastic syndrome) tümörlerin ürünlerinin (sitokinler, prostaglandinler, enzimler, büyüme faktörleri, çeşitli polipeptidler) neden olduğu ateş, iştahsızlık, hormonal bozukluklar, nörolojik sendromlar, eklem hastalıkları, deri lezyonları, vb bulgulardan oluşan çoğu hormonal, immunolojik ya da toksik nitelikte, malign bir tümörün ilk belirtisi olabilen tablo

periosteal sarkom (periosteal sarcoma) tümör hücrelerinin osteoblastik aktivite göstererek osteoid madde üretebildiği mezenkimal hücre kökenli periost yerleşimi gösteren habis tümör

Philadelphia kromozomu (Philadelphia chromosome; Ph1) lösemilerde saptanan normalden oldukça küçük olan kromozom 22 

polip (polyp) salgı yapan mukozaların yüzeyinde gelişen saplı oluşum  

polipöz (polypous) salgı üreten mukozalarda yüzeyden dışa gelişen yüzeyi düz, çoğunluğu saplı oluşum

prekanseröz (precancerous) kanserleşme eğiliminde olan 

primer tümör (primary tumor) ana tümör kitlesi

radyasyon onkolojisi (radiation oncology) kanser hastalarını radyoterapiyle tedavi uğraşı veren bilim dalı

retinoblastoma süpresör geni (Rb) tümör oluşumunu hücre siklusunu inhibe ederek baskılayan bir nükleer protein 

rektoskopi (rectoscopy) rektumun özel araçla (rektoskop) incelenmesi

sarkom (sarcoma; sa) epitel-dışı dokulardan kökenli kanser 

selim tümör (benign tumor) iyi huylu tümör; yavaş büyüyen ve bazıları uzun süre aynı büyüklükte kalan, genellikle bir kapsüle kuşatılan, büyürken çevresindeki dokuları iterek gelişen, metastaz yapmayan, taklit ettikleri normal hücrelere çok benzeyen, mitozların ender görüldüğü neoplazmlar 

servikal intraepitelyal neoplazma (cervical intraepithelial neoplasm; CIN) genital HPV infeksiyonunda uterus serviksinde beliren, jinekopatolojik değerlendirme amaçlı smear incelemelerinde dökülen epitel hücrelerinin niteliklerine göre 3 aşamalı displazi bulgularının saptandığı prekanseröz lezyon  

sistoskopi (cystoscopy) mesanenin özel araçla (sistoskop) incelenmesi

skiröz (schirrosis) desmoplastik; fibröz doku artışına bağlı katılaşma gösteren

smegma (smegma) erkekler sünnet derisi (preputium) mukozasındaki yağ bezlerinden salgılan, erkekler için endojen, kadınlar için ekzojen bir karsinojen 

teratoma (teratoma) gonadlardaki (testis, ovaryum) ve baş-boyun bölgesindeki germ hücrelerinden kökenli kas, kemik, kıkırdak, her çeşit epitel, saç kılları, beyin dokuları ile diş, çene, el, göz gibi organ taslaklarının oluştuğu kitleler 

transkripsiyon faktörleri (transcription factors) bir genomdaki bilgileri açarak özgün proteinlere ve RNA moleküllerine ileterek DNA replikasyonu ve hücre bölünmesi için gerekli olan, hücre çekirdeğiyle ilgili olan mutasyonları kanser oluşumuyla sonlanan anahtar proteinler. mutant transkripsiyon faktörleri  (mutant transcription factors) üretimi kesintisiz olan, tümör hücrelerine sınırsız çoğalabilme yetisi kazandıran transkrip-siyon faktörleri 

Triton tümörü (Triton tumor) olgun iskelet kası ve sinir dokusundan oluşan, genellikle büyük sinirlere ya da sinir pleksuslarına bağlantılı olarak meydana gelen, ender görülen bir hamartomatöz oluşum​

tümör antijenleri (tumor antigens) virüslerin ve ultraviolenin tetiklediği olgularda yoğun olarak saptanan, kimyasal maddelerin yol açtığı tümörlerle spontan olarak gelişen tümörlerde belli belirsiz nicelikle olan tümör proteinleri (tümör hücrelerinin antijenik yapılarını gizlenmesi, hızlı büyümeleri, organizmaya dost proteinler üretmeleri savunma sistemi engelini kolayca aşabilmelerine neden olur)

tümör damarlanması (tumor angiogenesis) bir tümörü oluşturan hücrelerin türlerini sürdürmek için çoğalmak, çoğalabilmek için de canlı kalmak, canlı kalabilmek için kan akımını sağlayacak damar ağının TAF (tumor angiogenesis factor), VEGF (vascular endothelial growth factor), TGF-beta (transforming growth factor- beta) gibi faktörlerin yardımıyla oluşumu süreci

tümör embolizm (tumor embolism) tümör embolizmi; bir kanser hücresi veya hücre kitlesinin kan damarı içinde sürüklenerek yayılması

tümör kalsifikasyonu (tumor calcification) timör kireçlenmesi; meme karsinomları, ovaryum karsinomları ve meningiomalarda görülen distrofik kalsifikasyon

tümör lizisi sendromu (tumor lysis syndrome) kemoterapi ve radyoterapiye çok duyarlı olan kanserlerdeki masif tümör yıkımı sonrasında açığa çıkan yoğun potasyumun neden olduğu kardiyak aritmiler ve yoğun fosfor nedeniyle beliren renal yetmezlikler

tümör markerleri (tumor markers) çoğu tümörde, tümör hücrelerinin yüzeylerinde oluşan, tümörün kaynaklandığı dokunun hücrelerinde bulunmayan onkogen virüslerin antijenleri gibi tümöre özgü yeni antijenler​

tümör nekrozu (tumor necrosis) hızlı büyüyen kan­serlerde ve büyük bir selim tümör kitlesinde yetersiz angiogenezis nedeniyle oluşan dolaşım bozukluklarına bağlı olan koagülatif nekroz

tümör (tumor; neoplasm) vücuttaki yeni oluşan herhangi bir şişlik ya da kitle 

tümör süpresör genler ( tumor suppressor genes) gereksiz hücre çoğalmasını engelleyerek kanser hücrelerinin oluşmasını ve çoğalmasını durdurmaya çabalayan intrasellüler proteinler 

tümörlerde lenfanjiyogenez (tumor lymphangiogenesis) tümörün periferik alanlarında saptanan VEGF-C (vascular endothelium growth factor) etkisiyle tetiklenen ve  kanser hücrelerinin lenfojen yayılmasını kolaylaştıran lenf damarları proliferasyonu