aft.jpeg

YANGI

inflammare...

Inflammare: yanmak, yangın, alev almak (Latince). Flame: alev (İngilizce).

Yangı (inflammation, iltihap): organizmaya zararlı tüm etkenleri ve onların neden olduğu zararları ortadan kaldırma çabasıdır.

Bu bir savaştır; zararlıların etkisizleştirilmesi savaşı. Düşmanı her zaman göremeyiz mikroskopla; kimyasal bir maddedir, minicik canlı bir etkendir, algılayamadığımız bir ışındır. Ama ona karşı gelişen tepkiyi tüm ayrıntılarıyla yaşarız, izleriz; etkinin verdiği zararları onarma çabasıdır bu. Tepkinin ana ögeleri lökositler ve plazma proteinleridir.

Yangısal tepkiler, kan dolaşımının bulunduğu dokularda gerçekleşebilir. Lökositler ve plazma proteinleri kan dolaşımının bulunmadığı ortamlara ulaşamazlar.

Dokuların zarara uğraması pasif bir olaydır ve yangı değildir. Etkene ve meydana gelen zararlara karşı uyanan reaksiyon aktiftir ve yangı budur; işte bu nedenle yalnızca canlı organizmada izlenebilir.

Olguların çoğu akut yangı olarak belirir, etkenin ortadan kaldırılamadığı ya da uyaranın uzun sürdüğü koşullarda kronik yangı süreci başlar.

Organizmanın sürekli olarak endojen ve ekzojen uyaranların etkisi altında olduğunu biliyoruz.

İşte, bildiğimiz liste aşağıda:

1. Doğrudan (direkt) etkenler: hücreleri ve dokuları doğrudan etkileyerek zarar veren etkenlerdir. Örneğin; kızgın demir, kaynar su, asid/alkali etkisi, elektrik akımı, donma, vb.

2. Dolaylı (indirekt) etkenler: organizmayı etkilediklerinde zararlı maddelerin oluşması, hücre metabolizmasının bozulması, vb sonuçlara yol açarlar.

İndirekt etkenlerin türleri;

(i) Hücre metabolizması gerekli temel maddelerin eksikliği

  • Tüm vücudu etkileyen (yaygın, generalize): protein eksikliği, vitamin eksikliği, mineral ve elektrolit eksikliği, hipoglisemi, hipoksi (anemi, ateroskleroz)

  • Yerel etki gösteren (lokalize): yerel kan akımı bozukluğu (iskemi)

(ii) Hücre yapısını değiştiren etkenler

  • Ekzojen (dışarıdan gelen): canlı etkenler, kimyasal maddeler ve ilaçlar, beslenme bozuklukları, fiziksel etkenler [elektrik akımı, termal etkiler (yanma, donma, vb), radyasyon (ultraviole, iyonlaştırıcı radyasyon, vb) ve mekanik travmalar]

  • Endojen (organizmanın kendisinden kökenli): hipoksi (anemi, ateroskleroz), immunolojik tepkiler (otoantikorlar), serbest radikaller, toksik maddeler (bilirubin, üre, vb).

 

Bu uyaranların gücü ve etki süresi belirli bir eşiği aştığında dokulara zarar verir:

ETKİ - ADAPTASYON (UYUM) - DEJENERASYON – NEKROZ

Bir de YANGI var ancak yeri değişken; çoğu kez dejenerasyon aşamasında beliriyor,

nekrozda kesin var (apoptosis dışında). İşte yeni sıralama:

ETKİ - ADAPTASYON – DEJENERASYON (+ YANGI) – NEKROZ (+YANGI)

 

Kızgın demir, kaynar su, asid/alkali etkisi, elektrik akımı, donma gibi direkt etkili akut faktörlerde yangı kaçınılmazdır; etkilenen kişi yaşıyorsa (etkinin türü ne olursa olsun, etkilenen kişinin kısa sürede ölümüne neden olursa ne dejenerasyon ne yangı ne de nekroz görebiliriz; bu tepkiler ancak canlı bir organizmada gerçekleşebilir).

Yangı, zararlı etkenlerin dokularda uyardığı bir reaksiyondur (dejenerasyon ve nekroz gibi).

Kimyasal maddeler (ilaçlar, bilirubin, üre, vb) ile fiziksel etkenler, immun sistemi uyarmazlar.

Antijen faktörünün bulunduğu yangılara (canlı etkenler) immun sistem tüm gücüyle katılır; çoğu olgularda da antijeni unutmaz. Aşı, canlı etkenin antijenik yapısını immun sistemin belleğine kazır (bkz İmmunopatoloji).

Yangı ile infeksiyon farklı kavramlardır; yangı her türlü zararlı etkiye karşı gösterilen bir tepkidir. İnfeksiyon da bu etkilerden biridir. İnfeksiyon kavramının da incelikleri vardır; her infeksiyonda yangısal tepki (hastalık) görülmez (örnek; HIV ve salmonella taşıyıcıları).

Yangının amaçları

Yangıda etken/uyaran ve ona bağlı doku zararları 3 yöntemle giderilmeye çalışılır;

  1. Bulunduğu yerde nötralize edilir ve/veya eritilir,

  2. Vücut dışına atılır,

  3. Sınırlandırarak (demarkasyon) vücuttan ayrı tutulmaya çabalanır.

Yukarıdaki amaçlarına ulaşabilen yangı sonrasında oluşan zararların giderilmesi ve onarım eylemi başlar. Kendini korumaya çalışan organizma yangı sürecinde çeşitli olanaklarını kullanır; özgün hücreler, yıkıcı enzimler, karşı maddeler, vb etkeni yok ederken, onarım sistemi de yıkımdan kalan artıkları temizler, kayıpları giderir. 

Çok önemli:

  • Yangı vücudun herhangi bir yerinde olabilir.

  • Her zaman stroma için­dedir. Parenkimatöz yangı yoktur (bir organın parenkiminde yangıya bağlı değişiklikler görülebilir; bunlar genellikle dejeneratif değişikliklerdir).

  • Yangı yerel bir olgudur. Bir yerden başlayıp başka yerlere yayılabilir. Örneğin; bir absede hematojen yolla yayılan etken, çeşitli organlarda “piyemik abseler” yapabilir.

  • Vücudun tümünü içine alan yangı yoktur; böyle bir geniş­lemeye zaman kalmadan hasta ölür (sepsis).

Adlandırma

Yangılanan doku ya da organın adına “-it” ya da “-itis” eki getirilir;

Ağız: Stomatit(is)

Mide: Gastrit(is)

Tonsilla: Tonsillit(is)

Dişeti: Gingivit(is)

Dil: Glossit(is)Diş puılpası: Pulpit(is)

Yangının özelliklerini belirten başkaca nitelemeler yapılabilir; irinli pulpitis (pulpitis purulenta, pulpitis suppurativa), fibrinli perikardit (pericar­ditis fibrinosa), osteomyelit tüberküloz (osteomyelitis tuberculosa), akut hemorajik pankreatit, kronik hepatit, vd.

YANGI ELEMANLARI

Yangısal tepkiye neden olan tüm uyaranların (fiziksel etkiler, kimyasal maddeler, canlı etkenler, otoimmun hastalıklar, vb) tetiklediği faktörleri 2 bölümde incelemek gerekir;