Yangı ve Yara İyileşmesi Sözlüğü

Arama motorunu kullanabilir ya da aşağıdaki seçeneklerin içerdiği başlıkları ve açıklamaları görebilirsiniz

Image by Cullan Smith

abrazyon (abrasion) sıyrık;  epidermisin yalnızca yüzeysel katmanlarında aşınmanın oluştuğu bazal hücrelerin prolife-rasyonu (rejenerasyon) ile kısa sürede iyileşen en basit deri yarası

abse (abscess) apse; genellikle pyojen bakterilerin neden olduğu, içi irinle dolu yerel doku erimesi. abse etkenleri (causes of abscess formation) pyojen bakteriler (stafiokoklar, pnömokoklar, meningokoklar, gonokoklar, nonhemolitik streptokok­lar), bazı mantarlar, bazı kimyasal maddeler (terpentin, süblime, gümüş nitrat)

adezyon molekülleri (adhesion molecules) hücre ya da ekstrasellüler matrikse yapışmayı sağlayarak hücrelerarası iletişimi ve hücre göçünü denetleyen denetleyen aksesuar protein

adjuvan (adjuvant) aşıların içeriğindeki antijenle birlikte verildiğinde, antijenlere karşı verilen immun tepkinin güçlü ve uzun ömürlü olmasını sağlayan madde

adressin (addressin) GlyCAM-1, MAdCAM-1, P-selectin glycoprotein-1, E-Selection ligand, CD34; endotel, lökosit ve mukoza yüzeylerinde bulunan, bazı lenfositlerin aktivasyonun-da etkin olabilen, müsine benzer glikoprotein niteliğindeki adezyon molekülleri

aglütinasyon (agglutination) yüzey antijenlerine karşı oluşmuş özgün antikorların kimi partikülleri, eritrositleri ve canlı etkenleri birbirlerine yapıştırarak çökelti oluşturmalarına neden olması

ağız mukozası (oral mucosa) skuamöz epitel ve lamina propria katmanlarından oluşan fiziksel, kimyasal ve immünolo-jik nitelikleriyle patojen etkenlerin dokulara girişini ve olumsuz etkilerini önleyen doğal engel

aksesuvar molekül (accessory molecule) yabancı antijenleri algılayan, T-lenfosit reseptörleri ile B-lenfosit antijen reseptör-leri arasındaki iletişimi sağlayan,  bağışıklık sistemi hücrelerinin özgünleşmesini yönlendiren ve işlevlerini tetikleyen ya da baskılayan yüzey proteinleri. TRL aksesuvar protein (TLR accessory protein) TRL aksesuar proteinleri; toll-like reseptörlerin aktivasyonun ve işlevlerini düzenleyen proteinler. LPS-binding aksesuvar protein (LPS-binding protein) LPS-binding aksesuvar protein; hücre yüzeyindeki toll-like reseptörlerin LPS yapısındaki antijenleri içeren ligandları algılanmasına katkıda bulunan protein

akut gingivitis (acute gingivitis) dentogingival plaklardaki bakteri yoğunluğunun artması nedeniyle beliren hiperemi, ödem ve fırçalamayla kanamanın saptandığı, dişeti cebinin derinleştiği yangı tablosu

angiogenezis (angiogenesis) anjiyogenez; yara iyileşmesinde, hipokside, tümör damarlanmasında, diabetteki oküler damar-lanma olgularında  önceden bulunan damarlardan yeni kapillerlerin oluşması. arteriogenezis (arteriogenesis) arteriyogenez; uzun süreli iskemilerde dokularda ortaya çıkan hipoksinin tetiklediği, kapillerlerden daha irice kollateral arter oluşması

anti-inflamatuvar (anti-inflammatory) yangı dindirici; yangı engelleyici. non-steroid anti-enflamatuvar ilaç (non-steroidal anti-inflammatory drugs; NSAID) özofajit, gastrit, gastroenterit, midede erozyonlar ve peptik ülser,  akut interstisiyel nefrit, analjezik nefropatisi, eozinofilik pnömoni, aseptik meninjit, gebe anne ve fetüste kanama gibi yan etkileri olan analjezik-antipiretik-yangı azaltıcı ilaç

antijen (antigen; ag) çok büyük bölümü protein, bazıları polisakkarid yapısında, bağışıklık sisteminin tepkisini çekerek kendisine karşı özgün bir immun tepki oluşturan, hücresel ve/veya sıvısal bağışıklık sisteminde özgün bir immun tepki uyaran, kendisine karşı üretilmiş olan antikorlarla kompleksler (immun kompleksler) oluşturabilen, genellikle protein yapısında olan maddeler. ekzojen antijen (exogenous antigen) eksojen antijen; canlı etkenlere özgü antijenler (bakteri, virüs, mantar, parazit gibi canlı etkenler), kimyasal maddeler (bazı ilaçlar, organik ve inorganik bileşikler, böcek zehirleri), allogreftler (organ ya da doku transplantları, kan transfüzyonları). endojen antijen (endogenous antigen) doku grupları antijenleri (MHC; HLA), kan grupları antijenleri (ABO, Rh, Kell, Kidd, Lewis), tümör antijenleri

antijen sunan hücre (antigen presenting cell, APC) kemik iliği, monosit ya da doku makrofajları kökenli olup çoğunlukla timus medullası, lenf düğümleri ve dalak-lenf folikülleri, akciğerler, genital sistem, üriner kanal, sindirim kanalı ve deride çokça bulunan, yangı sürecine katılan, canlı etkenleri fagosite ederek onların antijenlerini bölgesel lenf düğümlerine taşıyan, B ve T-lenfositlerinin ortamdaki antijeni algılamasını kolaylaştırarak CD4+ hücrelerinin lenfotoksin üretimini tetikleyen, lenf ya da kan dolaşımıyla gelen C3b ya da IgG ile işaretlenmiş (opsonizasyon) immun kompleksleri yakalayan, ortamdaki antijeni algılanmasına ve B-lenfosit bellek hücrelerinin oluşmasına katkıda bulunan makrofajlar ve dendritik hücreler; monositler, doku makrofajları (mikroglia, Kupffer hücreleri, osteoklastlar), dendritik hücreler (lenf düğümlerindeki dendritik hücreler, derideki Langerhans hücreleri), B lenfositleri gibi antijen niteliğindeki molekülleri algılayan ve bunları immun sisteme tanıtan hücreler

antijen sunumu (antigen presentation) bir antijenin T-lenfosit tarafından algılanabilmesi için, fagositoz yapan hücrenin antijen içeren etkeni parçalaması, açığa çıkan antijen molekülleriyle MHC moleküllerinin birleşerek T-lenfositlerin algılayabileceği bir peptid-MHC kompleksi oluşturması ve bu kompleksin lenfosit yüzeyindeki reseptörlere (T-lenfosit reseptörleri) sunulması süreci

antikor (antibody) B-lenfositlerin dönüşümü ile oluşan plazma hücrelerince üretilen, oluşmalarını tetikleyen antijenik yapılarla kimyasal reaksiyonlara girerek immun kompleks oluşturma, opsonizasyon, nötralizasyon, aglütinasyon, kompleman aktivasyonu gibi işlevleri olan, antijen epitoplarının niteliklerine uygun üretilmiş immunoglobulinler. monoklonal antikor (mono-clonal antibody; mAb) bir antijen üzerindeki epitopa karşı üretilmiş o epitopa özgü antikor; tek epitopa tepki veren tek tür B-lenfositlerce üretilen antikor. poliklonal antikor (polyclonal antibody; pAb) aynı antijen üzerindeki farklı epitoplara karşı üretilmiş farklı antikorlar; farklı epitoplara tepki veren farklı B-lenfositlerce üretilen farklı antikorlar. rekombinant antikor (recombinant antibody) in vitro çoğaltılan antikor genlerinin ürünü olan özgün ve yüksek etkili antikor

bakterisid/permeabilite arttıran protein (bactericidal/ permeability-increasing protein; BPI) nötrofil polimorfların sitoplazma granüllerinin bir bölümünde bulunan, doğal ve edinsel bağışıklıkta immunolojik açıdan önemli olan gram negatif patojenlerin özgün lipopolisakkaridlerinin endotoksik etkisini nötralize eden ve lipoproteinlerinin algılanmasında etkin olan, TNF-alfa ile sinerjik çalışan, gram-pozitif bakterilere karşı etkisiz olan katyonik protein

bazofil polimorf (basophilic leukocyte; basophil) bazofil; sitoplazmalarında hematoksilin ile mavi-mor boyanan sitoplazma granülleri içeren, dolaşım kanındaki lökositlerin  %0-1’ini oluşturan, dokulara çıkınca mast hücresi niteliğini kazanan, aktive olduklarında histamin ve heparin açığa çıkaran,  fagositoz yetileri kısıtlı olan, Tip 1 aşırıduyarlılık tepkilerinde rol alabilen polimorf çekirdekli lökosit

bellek lenfositi (memory cell; TCM) Th-lenfositleri etkileyen uyaran ya da antijen ortadan kalktıktan (hasta iyileştikten) ve dolaşımdaki lenfosit sayısı normale döndükten sonra hastalık tablosuna neden olan faktörleri (çoğunlukla virüsler) unutmayan ve ikinci kez karşılaştıklarında kısa sürede tepki vererek hastalık oluşmasını engelleyen, geçirilen hastalık ya da aşıyla ilgili bildikleri her antijeni ve ona karşı nasıl davranılması gerektiğini bir sonraki kuşağa da aktaran B-lenfosit plazma hücrelerine dönüşerek antijene-özgü immunoglobulin üreten lenfositler (uyaranın ya da antijenin kaybolması ya da Th-lenfositlerinden kökenli sinyallerin kesilmesiyle inaktif duruma geçen B-lenfositleri “bellek hücreleri” niteliğini kazanır)

B-lenfosit (B-cell; bone marrow lymphocyte; bursa fabricius lymphocyte) kemik iliğinde kalarak olgunlaşarak antikor üretme yetisini kazanan, daha sonra lenf düğümlerindeki foliküllerin germinatif merkezlerine göç eden, Th-lenfositlerin uyarısıyla ya da poliklonal B-lenfosit aktivatörleri olarak nitelenen polivalan maddelerin tetiklemesiyle immunoglobulin (antikor) üreten plazma hücrelerine dönüşebilme yetisini bulunan, sıvısal (hümöral) bağışıklığın temel bileşeni olan, görece kısa ömürlü lenfosit ailesi

bere (contusion) düzgün ve genişçe yüzeyli bir cismin çarpmasıyla oluşan, derinlerdeki küçük damarları yırtılmasıyla oluşan ekimozların görüldüğü, epidermiste kesik/yırtık gibi belirgin bir değişik­liğin olmadığı lezyon

bül (bulla) skuamöz epitelin ikinci derecede yanık lezyonu, vb seröz yangılarında içi serumla dolu, çapı 3 mm’den büyük kesecik

cadherin (cadherin) kadherin; 90’ı aşkın türü olan, komşu hücreler arasındaki desmozomlarda ya da zonula adherens bileşenlerinde hücrelerarası etkileşimleri düzenleyen, hücre-lerin hareketlerine ve özgünleşmelerine yardımcı olabilen, yara iyileşmesi tamamlandığında hücre proliferasyonunun durmasında (contact inhibition) etkileri olan glikoproteinler

CD4+ lenfosit (CD4+ cell; T helper cell; Th) MHC, antijen sunan hücreler ve sitokinlerin işbirliğiyle ortamdaki antijeni algılayan acemi T- lenfositleri bir bölümü bir dizi değişim geçirerek yüzeyinde CD4 adı verilen bir glikoprotein bulunan, Th1 ve Th2 olarak bilinen 2 türü olan, antijen sunan hücrelerde bulunan peptid yapısındaki partikülleri algılayabilen, fagositoz ve sitotoksik etki gibi işlevleri olmayan, B-lenfositlerinin antikor üretimini tetikleyen, sitotoksik T-lenfositlerinin aktive eden, makrofajların fagosite ettikleri bakterileri yok etme fonksiyon-larını denetleyen, immun sistemin adaptif tepkilerinde önemli yönlendirmeleri olan T-lenfosit türüne dönüşmesiyle özgün-leşen, tip IV aşırıduyarlılık reaksiyonlarında (kontakt dermatit, mikobakteri ve mantarlar, transplant reddi) etkin olan akyuvar

CD8+ lenfosit (sitotoksik lenfositler, TC, CTL, T-Killer cell, cytolytic T cell, killer T cell) ortamdaki antijeni algılayan acemi T- lenfositleri bir bölümü bir dizi değişim geçirerek yüzeyinde CD8 adı verilen bir glikoprotein bulunan, yangı elemanlarını inhibe etmeye çabalayan (süpressör etki), aktive olduklarında agresif nitelikleri olan sitotoksik hücrelere dönüşen, virüslerle infekte ya da işlevi bozulmuş bir hücreyle karşılaştıklarında “perforin” adı verilen sitolitik bir protein üreterek hücre membranını delebilen, granulysin adı verilen enzimle hedef hücreyi apoptozise yönlendiren, tip IV aşırıduyarlılık reaksi-yonlarında (kanser hücrelerinin ve virüsle infekte hücrelerin parçalanması, transplant reddi) etkin olan sitotoksik T- lenfosit

debridman (débridement) yara iyileşmesini hızlandırmak için lezyon bölgesindeki nekrotik, infekte ve hasar görmüş dokuların temizlenmesi işlemi

defensin (defensin) nötrofiller, makrofajlar ve lenfositler ile epitel hücrelerinin ürettiği, canlı etkenlerin ortadan kaldırıl-masında etkin olduğu için doğal antibiyotik olarak da nitelendirilen, fagositlerin, derinin ve mukozaların savunma gücünü arttıran, yara iyileşmesini destekleyen, etki spektrum-ları oldukça geniş olan (gram-negatif ve gram-pozitif bakterileri, mantarları ve bazı virüsleri ortadan kaldırabilen), ölen ya da zarar gören fagositlerden ekstrasellüler ortama çıktıklarında canlı fagositlere kemotaktik etki gösteren, katyonik antimik-robiyal peptid ailesinin doğal bağışıklıkta önemli etkinliği olan üyesi

dendritik hücre (dendritic cell) immun sistem tepkilerinin tetiklenmesi ve denetlenmesinde önemli görevleri olan, kemik iliğinde üretilen ya da monosit kökenli, sitoplazma çıkıntıları nedeniyle (dendritler) örümceği anımsatan, dalak ve lenf düğümlerindeki foliküllerin germinatif merkezlerine gelen immun kompleksleri dolaşımdan temizleyen, B-lenfositlerinin çoğalmalarını yönlendiren,  antijen sunan hücre niteliği gösterebilen makrofaj türü

dermatomyozit (dermatomyositis) deriyi ve çevresindeki kas dokusunu birlikte etkileyen, akciğerleri, özofagusu ve eklemleri de tutabilen, ateş, eklem ağrıları, kas güçsüzlüğü gibi bulgularla beliren, nedeni bilinmeyen hastalık

diapedezis (diapedesis) diapedez; kan dolaşımındaki sıvıların (serum; plazma) ve/veya şekilli bileşenlerin (lökositler) damarlardaki geçirgenliğin artması sonucu doku aralıklarına çıkması olgusu; marginasyon ile damar endotel yüzeyine yapışan nötrofil lökosit çeşitli yönlere sitoplazmik uzantı (psödopod) oluşturur ve uzantısını histaminin etkisiyle endotel hücre­leri arasında oluşan geniş bir intersellüler yarıktan (kapıdan) damar dışına doğru çıkarır (bu arada önüne çıkan bazal membranı özel enzimleriyle deler) ve yavaş yavaş (2-9 dakikada) kendini damar dışına çeker. eritrosit diapedezisi (erythrocyte diapedesis) alyuvar eksüdasyonu; güçlü toksinler nedeniyle damarlardaki geçirgenliğin aşırı düzeyde artması sonucu eritrositlerin doku aralıklarında çıkması. lökosit diapedezisi (leukocyte diapedesis) lökosit eksüdasyonu; damarlardaki geçirgenliğin artması sonucu lökositlerin (özellikle nötrofil polimorfların) kan dolaşımından doku aralıklarına çıkması olgusu. plazma diapedezisi (plazma diapedesis) plazma eksüdasyonu; damarlardaki geçirgenliğin artması sonucunda globülinlerden ve fibrinojenden zengin sıvının (plazma) kan dolaşımından doku aralıklarına çıkması olgusu. serum diapedezisi (serum diapedesis) serum eksüdasyonu; damarlardaki geçirgenliğin artması sonucunda protein niceliği az olan sıvının (serum) kan dolaşımından doku aralıklarına çıkması olgusu

disbiyozis (dysbiosis) oral ve gastrointestinal floranın bozulması

doğal immunite, dişeti (gingival innate immunnity) dişetinin doğal bağışıklığı; skuamöz epitel hücreleri (Langerhans hücreleri, makrofajlar, mukozal lenfositler), skuamöz epitel ürünleri (hBD-2 mRNA türü β-defensin, CCL20, sitokinler, adezyon molekülleri, vb), tükürük kimyası (pH, lizozimler, HBD-1 mRNA türü β-defensin, bio-active CD14, müsinler), immunoglobulinler (sIgA), dişeti oluğu sıvısı (β-defensinler) gibi bileşenlerden oluşan savunma sistemi

ekstrasellüler matriks (extracellular matrix; ECM) büyük moleküllü, hücreler arasında ve bazal membranların yapısında bulunan, hücrelerin göçüne ve bulundukları yere bağlanma-larına mekanik destek veren,  hücrelerin dizilmelerine, özgünleşmelerine ve çoğalmalarına katkıları olan kollagen ve elastin gibi fibröz proteinler ile proteoglycan’lar ve hyaluronan gibi adezif glikoproteinlerden oluşan doku yapıştırıcı moleküller

eksüdasyon (exudation) kan dolaşımındaki sıvıların (serum; plazma) ve/veya şekilli bileşenlerin (lökositler) damarlardaki geçirgenliğin artması sonucu doku aralıklarına çıkması (diapedezis) süreci. eksüda (exudate) damarlardaki geçirgen-liğin artması sonucunda kan dolaşımından doku aralıklarına çıkmış olan proteinden zengin sıvılar (serum; plazma) ve/veya lökositler

elastin (elastin) gerilmeye ve esneme dayanıklı doku yapıştırıcı protein

empiyem (empyema) ampiyem; büyüyen abse çeperinin yırtılarak plevra, periton, perikard, beyin ventrikülü, paranazal sinüs, vb doğal bir boşluğa açılması olgusu

eozinofil polimorf (eosinophilic leukocyte; eosinophil) eozinofil; sitoplazmalarında eozinle kırmızıya boyanan katyonik protein (kristaloid) içeren, dolaşım kanındaki lökositlerin %1-2’sini oluşturan, parazit hastalıklarında ve tip I aşırıduyarlık reaksiyonlarında (bronşiyal astma, alerji) sayısı artan, alerji olgularında ve parazit savaşımında mast hücreleriyle birlikte çalışan, yavaş hareket eden, kandaki yaşam süreleri nötrofil polimorflara kıyasla daha uzun olan, dokularda 7 gün canlı kalabilen fagositler. eozinofil polimorf sitoplazma granülleri (cytoplasmic crystalloid granules) eozinofil polimorfların sitoplazmalarında bulunan, bir bölümü parazit hastalıklarında ve alerjide hücre dışına salgılanan, EAR (eosinophil-associated RNase), ECP (eosinophil cationic protein), EPO (eosinophil peroxidase), MBP (major basic protein) bir bölümü katyonik nitelikli proteinler. eozinofil bakterisid proteinleri (eosinophilic bactericidial proteins) eozinofillerin sitoplazma granüllerinde bulunan, parazitlere etkili major basic protein (MBP) ve eozinofilik katyonik protein. eozinofil katyonik proteini (eosinophil cationic protein; ECP) eozinofillerin sitoplazma granüllerinde bulunan, çok çeşitli patojenle savaşımda sitotoksik etkisi olan, bronşlardaki mast hücrelerinden histamin deşarjına ve bronş epiteli üzerinde olumsuz etkilere neden olan katyonik bir protein

epiteloid hücre (epitheloid cell) epiteloid histiosit; tüberküloz-da ve başka bazı yangılardaki özgün granülomlarda saptanan, epitele benzer biçim ve diziliş gösteren makrofaj

erozyon (erosion) deri ya da mukozada yalnızca epitelin ya da epitelle birlikte submukozanın yüzeye yakın bir bölümünün nekrozu nedeniyle ortaya çıkan, deri yüzeyinde oluşan ince krut (crusta; yara kabuğu) kurut; deri yaralarının yüzeyinde oluşan eksüda

Fab (fragment antijen binding) canlı etkenlere ya da infekte hücre yüzeylerine yapışmış Y biçimindeki bir immunoglobulin molekülünün antijenleri bağlayan kolları (gövdesi Fc olarak nitelenir)

Fc (fragment crystallizable) Y biçimindeki bir immunoglobulin molekülünün lökositlerin Fc reseptörlerine bağlanan, çok sayıda biyolojik işlevi olan ve düşük ısılarda bile kristalleşen gövdesi (kolları gövdesi Fab olarak nitelenir. Fc reseptörleri (Fc receptors) bağışıklık sisteminin tüm hücrelerinin yüzeylerinde bulunan, canlı etkenlere ya da infekte hücre yüzeylerine yapışmış antikorların Fc parçasını algılayarak onları yakalamalarını sağlayan glikoprotein

fagolizozom (phagolysosome; endolysosome) endolizozom; lizozom vakuolleriyle birleşen fagozom; yutulan partikülleri içeren fagozomların lizozom vakuolleriyle birleşmesiyle oluşan hidrolitik enzimlerden zengin sitoplazmik kompleks

fagosit (phagocyte) fagositoz yapabilen nötrofil polimorflar, kandaki monositler ve doku makrofajları (karaciğer Kuppfer hücreleri, akciğer alveol hücreleri, histiositler ve epiteloid hücreler, beyin ve m.spinalis’teki mikroglial hücreler, osteoklastik hücreler, dalakta sinüzoidal hücreler) gibi fagositoz yapabilen hücreler; mikrofajlar (nötrofil polimorf, eozinofil polimorf, bazofil polimorf) ve makrofajlar (mikroglia, Kupffer hücreleri, Langerhans hücreleri gibi) gibi fagositoz yapabilen hücreler

fagositoz (phagocytosis) bir fagositin solid partikülleri (zarar gören hücreler/dokular, canlı etkenler) reseptörleriyle yakalayıp yutması ve sitoplazmasında oluşturduğu fagosom adı verilen boşluğa hapsederek eritmek çabası. immun fagositoz (immune phagocytosis)  antijenik nitelikleri olan uyaranlara karşı T-lenfositlerince aktive edilen makrofajların ya da opsoninlerin etkin olduğu fagositoz türü. non-immun fagositoz (non-immune phagocytosis) toz partikülleri, ameliyat sütürü, kıl, suda erimeyen mineraller ve metal tuzları ile yabancı cisimler gibi antijenik nitelik taşımayan maddelerin fagositozu

fagozom (phagosome) fagositten uzanan psödopodlarla dört bir yanından kuşatılan sitoplazma içine alınan partikülün hapsedildiği vakuol

fibrinli membran (fibrinous membrane; pseudomembrane) yalancı membran; difteri ve basilli dizanteri gibi hastalıklarda mukozaların yüzeyini örten, yerinden kolayca ayrılabilen fibrin liflerinden oluşan, gri renkli, değişik kalın­lıkta ve bazen üzeri pürtüklü tabaka

fibronektin (fibronectin) kollagen, fibrin, proteoglikanlar ve hücrelerin yüzey reseptörlerine bağlanabilen,  yara iyileşmesinde ve embriyogeneziste etkili doku yapıştırıcı glikoprotein

fibrozis (fibrosis) rejenerasyonun gerçekleşemediği doku kayıplarında ya da eksüdanın tam olarak temizlenememesi nedeniyle rezolüsyonun yetersiz kaldığı olgularda meydana gelen granülasyon dokusunun yerini zamanla nedbe dokusuna bırakması; hipoksi nedeniyle ortadan kalkan permanent hücrelerin (kalp kası hücreleri) yerinin giderek ekstrasellüler matriks tarafından doldurulması; kronik hepatit ve romatoid artrit gibi kronik hastalıklar ile uzun süreli radyasyon etkisi nedeniyle etkilene dokulardaki bağ dokusu artışı

fistül (fistula) iki boşluk arasında oluşan patolojik tünel; büyüyen abse çeperinin yırtılarak başka bir boşluğa ya da deriye açılması olgusu

flegmon (phlegmon) yılancık (erysipel), flegmonlu apandisit, ağız tabanı flegmonu, irinli menenjit, vb hastalıklarda proteolitik ve fibrinolitik maddeler üreten bakterilerin doku ve hücre aralıkları boyunca sınırsız bir biçimde yayılabildiği yangı türü. gazlı flegmon (gas phlegmon; gas gangrene) gazlı gangren; çoğunlukla clostridium sınıfı gaz yapan bakterilerin meydana getirdiği flegmon

functio laesa (işlev aksaması) gibi bulgular; kronik yangıda saptanabilen nedbe (fibrozis), functio laesa (işlev aksaması),  kanser gelişmesi, kanama gibi bulgular

glikosaminoglikan (glycosaminoglycan; GAG) mukopolisak-karidler;  bağ dokusunun yapısında, permeabilitesinde ve büyüme faktörlerinin etkinliğinin sağlanmasında rol alan, hücrelerarası iletişimi sağlama, hücre büyümesinin düzenlenmesi, antikoagülan etki ve yara iyileşmesi gibi çok çeşitli işlevleri olan, yapısında şeker üniteleri bulunan, ilgili enzimlerin eksikliğinde dokulara birikerek mukopolisakkarid depo hastalıklarına neden olan polisakkaridler

gliozis (gliosis) hipoksi nedeniyle santral sinir sistemindeki ortaya çıkan parenkim  (nöron) kayıplarının bıraktığı boşluğu glial hücreleri ve liflerinin doldurması

granülizin (granulysin) CD8+ lenfositleri ve NK lenfositlerince üretilen, hedef hücrelerin (virüsle infekte hücreler, kanser hücreleri) sitoplazmasına girdiğinde litik etki gösteren, ökaryotik bakterilere doğrudan eritici etkisi olan protein

granülosit (granulocyte) nötrofil polimorf, eozinofil polimorf ve bazofil polimorf gibi sitoplazmalarında özgün kimyasal madde granülleri bulunan mikrofajlar

Hageman faktörü (Hageman factor; factor XII) Hageman faktörü; faktör XII; kanın pıhtılaşmasında etkin olan maddelerden biri; yangıda, çok sayıda plazma proteininin aktive olmasında ve vazoaktif medyatörlerin etkileşiminde önemli olan medyatörlerden biri

hapten (hapten) immun sistemi tek başına uyarma yetisi olmayan, ancak belirli bir immun yanıt nedeniyle oluşan ürünlerle tepkimeye girebilen maddeler

hidroksil radikalleri (hydroxyl radicals; •OH) hidrojen peroksidin indirgenmesiyle oluşan, makrofajlar ve glial hücrelerin ürettiği, virüslerin ve bakterilerin parçalanmasında oldukça aktif serbest radikal

hipokloröz asid ( hypochlorous acid; HOCl)  H2O2-myeloperoksidaze-halojen (klor) sistemiyle ortaya çıkan “myeloperoxidase (MPO)”den kökenli nötrofil ürünü olan, pro-inflamatuvar ve anri-inflamatuvar etkileri olan, bazı proteaze türü enzimlerin aktivasyonuna katkıda bulunan, bakterilerin parçalanmasında oldukça etkin, bazı proteaze türü enzimlerin aktivasyonuna da etkili olan serbest radikal

hipokomplemantemi (hypocomplementemia) immun sistemin kronik olarak etkilendiği bazı olgularda yoğun ve sürekli immun kompleks oluşması sürecinde yoğun ve sürekli kompleman tüketimi nedeniyle bir süre beliren kompleman açığı

histamin (histamine) alerjene özgün IgE antikorlarının mast hücrelerinin ve bazofillerin yüzeyindeki IgE Fc reseptörlerine bağlandığında, söz konusu lökositlerin sitoplazmalarında granüller biçiminde bulunan ve ekstrasellüler ortama salındıklarına düz kaslarda kontraksiyona, deride ürtiker, akciğerlerde bronş spazmları ile hiperemi ve ödem, sindirim kanalında diyare yapabilen, histidin olarak nitelenen bir amino asitten kökenli madde. histamin liberatörleri (histamine liberators) morfin, iv kontrast maddeleri, dekstran, mannitol, bazı antibiyotikler, non-steroid antienflamatuvarlar, kemoterapi ilaçları, skromboid grubu (ton, uskumru) balıkların bayatlamış olanları gibi IgE ile etkileşime girmeksizin mast hücrelerinden akut histamin salınmasına neden olan maddeler

histiosit (histiocyte) dokulardaki yerleşik makrofajlar

homing (homing) timusta ya da kemik iliğinde olgunlaşan lenfositlerin periperik lenfoid dokulara (lenf düğümleri, dalak, tonsilla palatina, Peyer plakları, vd) göç etmesi

hücre adezyon molekülleri (cell adhesion molecules; CAMs) hücre adezyon proteinleri; hücreleri birbirlerine, hücreleri ekstrasellüler matrikse ve ekstrasellüler matriks elemanlarını birbirlerine yapıştıran, çoğunluğu transmembran reseptörü niteliği taşıyan, immunoglobulin ailesi, cadherin, integrin, selectin, laminin gibi türleri bulunan doku yapıştırıcı proteinler

hyaluronan (hyaluronan; HA) su tutma gibi bir fizikokimyasal etkiyle ekstrasellüler matriksin kıvam ve elastikiyet niteliklerini düzenleyen, ayrıca hücrelerin hareketlerinde, çoğalmasında, özgünleşmesinde etkili olan, sitokinlerin, prostaglandin E2 ve matriks metalloproteinazelerin üretimini tetikleyebilen glikosaminoglikan türü

immunoglobulin (Ig; immunoglobulin; antibody) immün globülin; antikor; total plazma proteinlerinin 1/5’ini oluşturan, globülin niteliği taşıyan, algıladıkları antijenin etkisiyle B-lenfositlerin dönüşümü ile oluşan plazma hücrelerince üretildiklerinde antikor aktivitesi gösteren ve oluşmalarını tetikleyen antijenlerle kimyasal reaksiyonlara girerek immun kompleks yapma yetisi olan,  polipeptid zincirindeki niteliklerine göre 5 alt grupta (IgG, IgA, IgM, IgD,IgE) toplanan glikoproteinler. IgA (immunoglobulin A; immün globülin A) epitelyal salgılarda ve serumda bulunan, IgA1 ve IgA2 olmak üzere iki türü olan; gözyaşı, tükürük, kolostrum, anne sütü, bronş salgısı, sindirim kanalı ve genital sistem sıvılarında yoğun olarak bulunan mukozaların koruyucu immunoglobulini. IgE (immunoglobulin E; immün globülin E) serumdan çok mukoza yüzeylerinde bulunan, makroparazit hastalıklarında ve alerji olgularında mukoza sıvılarındaki yoğunluğu artan, mast hücrelerini aktive ederek histaminin boşalmasına neden olarak astma ve ürtiker gibi alerjik olgulara yol açan, tip 1 aşırıduyarlılık tepkisinde (anafilaksi) önemli rolü olan immunoglobulin. IgG (immunoglobulin G; immün globülin G) normalde serum immunoglobulinlerinin ¾’ünü oluşturan, Fab kollarının her ikisi de antijen bağlayabilen, plasenta yoluyla fetüse gidebilen, 40’lı yaşlarda giderek azalmaya başlayan, dört alt grubu (IgG1, IgG2, IgG3, IgG4) bulunan, opsonizasyon ve kompleman sisteminin klasik yolla aktivasyonu yetileri olan, uzun ömürlü, edinsel bağışıklıktaki antikorların büyük bölümünü oluşturan glikoprotein türü. IgM (immunoglobulin M; immün globülin M) serum immunoglobulinlerinin yaklaşık %10’unu oluşturan, molekül yapısı büyük olduğu için plasentadan geçemeyen, farklı bir antijenin varlığını algılayan bağışıklık sistemince üretilen ilk antikor olan, kompleman bağlama yetisi olan, kısa ömürlü, opsonizasyon yapabilen glikoprotein türü

immun kompleks (immune complex) dolaşımdaki antijenlerin kendilerine karşı üretilmiş antikorlarla birleşerek oluşturduğu kompleks. immun kompleks_flojistik (phlogistic immune complex) yangı uyarıcı immun kompleks; dolaşımdaki antijen düzeyinin yüksek olduğu koşullarda oluşan, suda eriyebilen, dokulara süzüldükleri yerlerde (damar bazal membranı, glomerüllerin mezangiumu, vd) birikebilen, kompleman sistemini aktive eden, lökositler için kemotaktik etkili immun kompleks türü

implantasyon kisti (implantation cyst; epidermoid cyst) epidermoid kist; yara iyileşmesinde, sikatris dokusu içinde kalan rejenere epitel hücrelerinin bir süre sonra proliferas-yonuyla beliren kist

insizyon (incision) kesik; kesici cisimlerle oluşturulan doku kaybının az, yara dudaklarının düz ve düzenli olduğu kesiler

irin (pus) sarı veya sarı-yeşil renkli, canlı ve ölü polimorflardan oluşan, erimiş doku artıkları ile bunlardan açığa çıkan kolesterin, lesitin, yağlar, sabunlar, nükleik asidler, çeşitli enzimler, vb maddeleri içeren koyuca kıvamlı bir madde. irinli nezle (purulent catarrh) burun, trakea, bronş, vb mukozaların yüzeyinde mukusla karışık irinli akıntı

keloid (keloid)  iyileşen bir yara yerinde oluşan aşırı kollagen üretimi nedeniyle oluşan kaşıntılı kitle

kemokin (chemokine) kemotaksisi tetikleyen sitokin; kemotaksis sitokini; dolaşımdaki lökositleri doku zararı olan bölgeye çeken (kemotaksisi uyaran) ve damar dışına çıkan lökositleri bulunduğu bölgeye hareketlendiren (diapedezis), T-lenfositlerin özgünleşmesine, kanser metastazında ve sinir sistemi modülasyonunda etkili olabilen küçük moleküllü proteinler; reaktif oksijen türlerini engelleyerek yangı zararlarını önleyici maddeler, nörokininler, ekstrasellüler matriks medyatörleri olarak bilinen, yangının başlamasında, gelişmesinde ve sonlanmasında etkin olan hücre kökenli kimyasal maddeler. kemokin reseptörleri (chemokine receptors) hücrelerin yüzeylerinde bulunan, kemokinlere bağlanarak kemotaksis ve hücrelerarası iletişim sağlayan aksesuar protein

kemotaksis (chemotaxis) hareket edebilen canlıların tümü (bakteriler, amipler, polimorflar, makrofajlar, sperm, vb) ilgilerini çeken bir kimyasal maddeye doğru gidebildikleri en yüksek hızla ulaşmaya çabalarlar; kemotropizm yörüngesine giren lökositlerin yangı odağına doğru günde ortalama 4-7 mm hızla yürümeleri; hareket edebilen canlıların tümü (bakteriler, amipler, polimorflar, makrofajlar, sperm, vb) beslenmek, kendini korumak ya da üremek gibi amaçlarla ilgilerini çeken bir kimyasal maddeye doğru gidebildikleri en yüksek hızla ulaşmaya çabalaması

kemotaktik maddeler (chemotaxis stimulating substance) kemotaktik faktörler; yangıya neden olan etkenin kendisinden ve/veya yangıda zarara uğrayan dokulardan ve yangı hücrelerinden açığa çıkan, polimorfları ve makrofajları kendisine çekebilen kimyasal maddeler; nötrofiller için en çekici maddeler C5a, bakteri kökenli maddeler, mitokondriyel ürünler (FMLP gibi küçük moleküllü N-formylated peptidler), arachidonic acid türevi olan LTB4, ekstasellüler matriks yıkım ürünler ile kemokinler; bazofiller, eozinofiller, lenfositler ve monositler için de çekiciliği olan özgün önemlileri PAF, TGF, katyonik proteinler ve limfokinler. eozinofil polimorflara etkili kemotaksik maddeler (eosinophil chemoattractants) eozinofil polimorflar için kemotaktik maddeler; immun kompleksler (IgE+parazit antijeni), mast hücreleri, bazofiller, eozinofil kemotaktik faktörü, ECF (aktive lenfositler). monositler ve makrofajlar için kemotaksik maddeler (monocyte/macrophage chemoattractants) monositler ve makrofajlar için kemotaktik maddeler; kompleman sistemi aktivasyonu (C3a veC5a), lökotriyenler (LTB4), interlökinler (IL-8), GM-CSF (Granulocyte-Macrophage Colony-Stimulating Factor), büyüme faktörleri (T-Cell Growth Factor; TGF), bakteri ürünleri, fibronektin parçaları, limfokinler. nötrofil polimorflar için kemotaksik maddeler (neutrophil chemoattractants) nötrofil polimorflar için kemo-taktik maddeler; nükleik asid türevleri (parçalanmış bakteri ve nekrotik doku artıkları), fibrinopeptidler (parçalanmış fibrin ürünleri), kompleman sistemi aktivasyonu (C3a, C4a, C5a) lökotriyenler (LTB4), immun kompleksler, kininler (kallikrein-kinin sistemi), GM-CSF (Granulocyte-Macrophage Colony-Stimulating Factor), lizozomal hidrolazlar, bakteri parçalayanlar (lizozim, defensinler), protein artıklarını ortadan kaldıranlar (elastaze, proteazeler; kollagenazeler), asid hidrolazlar, serin proteazeler, myeloperoksidaze (MPO), matriks metalloprote-inaze, katepsin, jelatinaze, ürokinaze-tipi plazminojen aktivatörü (u-PA)

kemotropizm (chemotropism) etkenden ve etkilenen hücrelerden çıkan bazı maddelerin (kemotaktik faktörler) duyarlı hücreleri (yangıda polimorfları ve monositleri) kendilerine çekmeleri olgusu

keratinosit (keratinocyte) skuamöz epitelin keratinleşen hücreleri; spinal hücreler

kesik (incision) keskin yüzlü bir cismin (bıçak, bistüri gibi) basınçla itilmesi ya da sürtül­mesiyle oluşan, sınırları keskin ve düzenli olanameliyat, kaza, saldırı, intihar gibi nedenlerle oluşan yara

kinin sistemi (kinin system in inflammation) Hageman faktörünün etkisiyle aktive olan, kemotaksiste ve komplaman sisteminde etkili olan ve prostanoidler, TNF-alfa ve interlökinler gibi sitokinler, nitrik oksid gibi medyatörlerin üretimini kamçılayarak yangısal tepkiyi abartan medyatör sistemi

koagülasyon sistemi (coagulation system) pıhtılaşma sistemi; kanın pıhtılaşmasının yanı sıra doku zedelenmesine gösterilen tepkiye bazı ürünleriyle katılan, kemotaksise katkısı olabilen, damar geçirgenliğini arttırabilen, trombosit kökenli proteinlerle gram pozitif bakterileri parçalayabilen sistem

kollagen (collagen) 27 farklı türü olan, gerilmeye dayanıklı doku yapıştırıcı protein

koloni stimülan faktörler (colony-stimulating factors; CSF) polimorflar ve makrofajlar gibi fagositoz yapan hücrelerin oluşmasında ve işlevlerinde önemli etkileri olan, bağışıklık sisteminin anti-kanser gücünü arttırabilen glikoproteinler

kompleman aktivasyonu düzenleyicileri (regulators of complement activation; RCA) kompleman sisteminin aktivasyonunu denetleyen, kendi hücrelerine ve dokularına zarar vermesini önleyen bir dizi protein

kompleman kontrol proteini (complement control protein; CCP) kompleman sisteminin aktivasyonunu denetleyen, kendi hücrelerine ve dokularına zarar vermesini önleyen bir dizi protein

kompleman sistemi (complement system) karaciğerde üretilen, canlı etkenlere karşı kurulmuş savunma örgütlenmesini yönlendiren, vasküler permeabilite artışı (vazoaktif etki), kemotaksis, opsonizasyon ve canlı etkenlerin parçalanmasını amaçlayan, hücre membranlarını yıkıcı etkisi olan 40’ı aşkın güçlü proteinden oluşan, 1’den 9’a kadar numaralandırılan komponentleri olan sistem

kompleman sistemi aktivasyonu (complement system activation) canlı etkenlere ve ürünlerine karşı kurulmuş savunma örgütlenmesinin klasik ve alternatif olarak nitelenen iki yolla gerçekleşen, vasküler permiabiletenin artışına, fagositotik hücrelerin güçlenmesine ve bakterinin opsonizasyonuna ve lizisine yol açabilen etkinlik. kompleman sistemi aktivasyonu_alternatif yol (complement system activation, alternate pathway) kompleman sisteminin bakteri kökenli endotoksinler, polisakkaridler, virüsler, mantarların çeperindeki zymosan, tümör hücreleri, kobra zehiri, yabancı cisimler etkisiyle aktivasyonu. kompleman sistemi aktivasyonu_klasik yol (complement system activation, classical pathway) kompleman sisteminin IgG ve IgM yapısındaki antikorlar, immun kompleksler (antijen-antikor kompleksleri), canlı etkenler (bakteriler, virüsler), proteaze grubu enzimler, sodyum ürat kristalleri, polianyonlar (polynucleotid’ler) gibi uyaranlarla ya da mannoz-lectin bağlanması ile aktifleşmesi

kök hücre (stem cells) dokuları oluşturan özgün hücrelere dönüşebilen, organizmanın onarımında etkin ilkel hücre. bağırsak kök hücreleri (intestinal stem cells) bağırsak epitelinin tüm bileşenlerine (enterosit, goblet hücreleri, Paneth hücreleri enteroendokrin hücreler) özgünleşebilen kök hücreler. deri kök hücreleri (skin stem cells) saç kıllarının bulbusunda, interfoliküler alanda ve yağ bezlerinin çevresinde yerleşik, yalnızca yara iyileşmelerine katkıda bulunabilen kök hücreleri. embriyonik kök hücre (embryonic stem cells) embriyonun blastosist evresinde beliren içyüz hücre kitlesinde (inner cell mass) yer alan, zarar gören organların yenilenmesinde önemli rol alan pluripotent kök hücre kümeleri. erişkin kök hücre (adult stem cells; somatic stem cells) somatik kök hücreleri; gelişimini tamamlamış kemik iliği, sindirim kanalı, deri, karaciğer, pankreas, yağ dokusu, diş pulpası, vb dokularda ve organlarda bulunan, koşullar oluştuğunda çoğalarak olarak progenitör hücrelere dönüşebilen, genetik olarak kodlandıkları hücrelere evrilerek çoğalabilen ve zedelenen dokulardaki hücre kayıplarını onarma yetisi bulunan kök hücreler. iskelet kası kök hücre (muscle stem cells; satellite cells) çizgili kas kök hücre-leri; satellit hücreler; fiziksel travmalar ya da kas kaybının ön planda olduğu genetik hastalıklarda çoğalarak kas hücrelerine özgünleşen ve birbirleriyle kaynaşarak çok çekirdekli kas lifleri oluşturabilen unipotent kök hücreleri. kemik iliği kök hücresi (bone marrow stem cell) kemik iliği pluripotent kök hücreleri; hematopoietik kök hücreler ; tüm kan elemanlarının yenilenmesinde (rejenerasyon) görev alan pluripotent hematopoietik kök hücreleri; kemik iliğinde bulunan, gereken bölgelere göç ederek kemik, kıkırdak, yağ dokusu, kas ve endotel hücrelerine diferansiye olabilen kemik iliğinin multipotent stroma hücreleri. multipotent kök hücre  (multipotent stem cell) organizmadaki hücrelerin bazılarına özgünleşebilen kök hücre tipi. nöral kök hücre (neural stem cells) çoğunlukla hipokampus’ta ve subventriküler bölgede yerleşik, santral sinir sisteminin gelişmesinde ve onarımında rol alan kök hücreler. oval kök hücre (oval stem cells) karaciğerde Hering kanallarında bulunan, karaciğer ve safra yollarındaki hücre kayıplarını onarmak üzere hepatositlere ya da safra epiteline diferansiye olabilen progenitör hücreler. pluripotent kök hücre (multipotent stem cell) önce multipotent kök hücrelerine dönüşerek organizmadaki hücrelerin çok büyük bir bölümüne özgünleşebilen kök hücre tipi. totipotent kök hücre (totipotent stem cell) organizmadaki tüm hücre türlerine özgünleşebilen kök hücre tipi; her türden hücreye diferansiye olabilme yetisi bulunan, embriyonal dönemde ve fetüsün olgunlaşmasında önemli olan, doğumla birlikte sayıları giderek azalan kök hücreler. unipotent kök hücre (unipotent stem cell) unipotent kök hücre; organizmadaki tek hücre türüne özgün-leşebilen kök hücre tipi

kronik gingivitis (chronic gingivitis) akut gingivitise neden olan etkenin ortadan kaldırılamadığı olgularda etkenden kaynaklanan olumsuzlukları gidermek amacıyla makrofajların ve lenfositlerin yoğunlaştığı, çeşitli yangı medyatörlerinin yanı sıra immunoglobulinlerin de katıldığı yangısal tepki

kronik granülomatöz hastalık (chronic granulomatous disease) nötrofil polimorfların hidrojen peroksid üretme yetisinde bozukluğun olduğu, deride, akciğerlerde, lenf düğümlerinde ve kemiklerde yineleyen stafilokok ve serratia infeksiyonlarının görüldüğü, 0-3 yaşlarındaki erkek çocuklarının kalıtsal hastalığı

kronik periodontitis_akut alevlenme (acute exacerbation of chronic periodontitis) akut periodontitise neden olan etkenin tümüyle ortadan kaldırılamadığı kronik olgularda periodonto-patik bakterilerin yoğunluğundaki artmanın makrofaj, dendritik hücre ve gingival fibroblastik hücrelerindeki TLR sisteminin uyarılmasıyla birlikte aşırı düzeyde proinflamatuvar sitokin üretiminin tetiklenmesi ve doku yıkımı bulgularının saptandığı tablo

labil hücre (labile cell; intermitotic cell) epitel (deri, mukozalar, bezler), kemik iliği hücreleri gibi G0 evreleri kısa olan,  yaşam boyunca en küçük bir uyaranla mitoz evresine girerek çoğalabilme yetisi olan hücreler

laktoferrin (lactoferrin) gözyaşı bezlerinin, bronşlardaki salgı bezlerininin, tükürük bezlerinin ve meme bezlerinin ürettiği (sütte bulunur), nötrofil polimorf granüllerinde de bulunan,  ortamda bulunan demir iyonlarını kendisine bağlayarak bakterilerin yararlanmasını engelleyen, hidroksil iyonlarının oluşumun hızlandırarak oksidatif sisteme yardımcı olan, transferrin ailesinin üyesi olan antimikrobiyal bir glikoprotein

Langerhans hücresi (Langerhans cell) deride, skuamöz epitel içinde serpilmiş olan, karşılaştıkları antijeni fagosite eder etmez lenf akımıyla bölgesel lenf düğümlerine göç ederek orada olgunlaşan ve bu süreçte antijenle ilgili bilgileri T-lenfositlerine aktaran dendritik hücreler

Langhans dev hücreleri (Langhans giant cell) tüberkülozdaki makrofajların (epiteloid hücreler) birbirleriyle kaynaşması ya da yalnız çekirdeklerinin bölünmesiyle oluşan, çekirdekleri atnalı biçiminde diziliş gösteren dev hücre türü

laserasyon (laceration) yırtık; gerilme etkisiyle ortaya çıkan, doku kaybının az, yara dudaklarının düz ancak düzensiz olduğu kesiler

lenfoid sistem_bağırsaklar (gut associated lymphoid tissue; GALT) ince bağırsakların Peyer plakları ve apendiks, kolon ve rektum mukozası boyunca diziler yapan lenf folikülleri, mezenter ve lenf düğümlerinden oluşan sistem

lenfoid sistem_bronşlar (bronchus-associated lymphoid tissue; BALT) peribronşiyal ve mediasten lenf düğümleri ve/veyabronş mukozasında lenf düğümlerini andırır biçimde germinatif merkezler içeren lenf folikülleri ve sinüslerden oluşan lenfoid dokular

lenfoid sistem_mukozalar (mucosa-associated lymphoid tissue; MALT) mukozalarda (bağırsak, bronş, nazofarinks) ve salgı bezlerinde (meme, tükürük bezleri, genital sistem)  lenf düğümleri ve/veya lenf düğümlerini andırır biçimde germinatif merkezler içeren lenf folikülleri ve sinüslerden oluşan lenfoid dokular

lenfoid sistem_nazofarinks (nasopharinx-associated lymphoid tissue; NALT) orofarinks ve nazofarinksteki lingual ve palatal tonsiller ile adenoidlerin oluşturduğu lenfoid kümeler

lenfosit (lymphocyte) kemik iliğindeki lenfoid kök hücrelerden kökenli, T-lenfosit, B-lenfosit ve NK-lenfosit olmak üzere 3 tipi bulunan, özellikle adaptif bağışıklık sisteminin ve kanser immünolojisinin temel bileşeni olan, kandaki lökositlerin ortalama %30’unu oluşturan akyuvar türü

lenfotoksin (Lymphotoxin; LT) limfotoksin; “tumor necrosis factor (TNF)” ailesi sitokinlerinden olan, lenfoid sistemdeki lenf düğümleri ile Peyer plaklarının gelişmesinin ve çalışmasının denetlenmesinde, yangısal tepkilerde ve otoimmunitede önemli etkileri olan antiviral bir sitokin

limfokin (lymphokine) lenfokin; lenfositlerce üretilmiş olan sitokin

lipofaj (lipophage) lipidleri fagosite ederek “köpüklü” görünüm almış olan makrofaj

lizozim (lysozyme) submukozal bezlerin salgılayabildiği, nötrofil polimorflarda ve makrofajlarda intrasitoplazmik moleküller olarak bulunan, antimikrobiyal polipeptidlerle sinerjik olarak çalışan, bakterilerin hücre duvarlarını eritebilen bir katyonik protein türü

lizozomal hidrolaz (lysosomal hydrolase; acidic hydrolase) genellikle nötrofil polimorfların sitoplazma granüllerinde bulunan granüllerin içeriğindeki çekirdek, sitoplazma, fosfolipid, sülfat, fosfat, vb biyolojik nitelikli bileşenleri eritebilen, gram pozitif bakterilerin membranlarını parçalayabilen asid yapısındaki kimyasal ürün ailesi; nötrofillerin sitoplazma granüllerindeki sülfat, fosfat, vb içerikli, vücut sıvılarında (tükürük, gözyaşı, vd), nötrofillerin granüllerinde ve makrofajlarda bulunan bakterisid etkili enzimler

major basic protein (MBP) eozinofil polimorfların sitoplazma granüllerinde depolanan, bağırsak parazitlerine sitotoksik etkili, alerjik ve yangısal tepkilerde etkisi olabilen katyonik bir protein

makrofaj (macrophage) bir bölümü dokuların yerleşik hücreleri olan, bir bölümü ise kandan gelen monositlerden kökenli, fagositoz yapabilen (özellikle opsonizasyonla işaretlenmiş hedefleri kolayca yok eden), sitokinleri üreterek immun tepkileri kamçılayan, özgün molekülleri (antibakteriyel-antiviral-antitümör maddeler, pıhtılaşma faktörlerinin bazıları, damar ve kollagen büyüme faktörleri, vd) sentezleyebilen, sistemik tepkilerin oluşmasını (akut faz reaksiyonu, ateş, kaşeksi) uyarabilen, lenfositlerin davranışları ile endotel hücre proliferasyonunu ve fibroblastik aktivitenin düzeyini yönlendirebilen, öteki lökositlere oranla daha irice, bölünerek çoğalan hücreler; mikroglia, Kupffer hücreleri, Langerhans hücreleri gibi fagositoz yapabilen, dokularda yerleşik olan ya da kandan gelen monositlerden kökenli, salmonella, mikobakteri infeksiyonları (tüberküloz, lepra), mantar infeksiyonlarının çoğunda ön planda olan lökositler. doku makrofajları (tissue macrophage) yerleşik makrofajlar; sinir sistemindeki mikroglialar, karaciğerdeki Kupffer hüc­releri, akciğer alveol hücreleri, osteoklastik hücreler, dalak ve lenf bezlerindeki sinuzoidleri döşeyen hücreler

makrofaj aktivasyon faktörü (macrophage-activating factor) T-lenfositlerin ürettiği, makrofajları aktive eden bir limfokin

marginasyon (margination) kenarda yer almak; damar içindeki bir nötrofil polimorf  kemotaktik faktörlerin yoğun olduğu bölgeye gelince kenara doğru giderek damar endoteline yapışması; yangıda, kanın laminer akımı bozulur, lökositler damar endoteline yaklaşır ve  endotel hücreleri yüzeylerinde beliren selektinler aracılığıyla nötrofilleri kendisine (çepere) doğru çeker

mast hücresi (mast cell) sitoplazma granüllerinde damar geçirgenliğini arttıran ve düz kasların kontraksiyonuna neden olan önemli vazoaktif maddeler (histamin, bradikinin, lökotrienler) bulunan, etkisini IgE kökenli tip I aşırıduyarlılık reaksiyonlarında, arı iğnesi toksini (mellitin) ile morfin gibi kimyasallarla ve buz etkisine bağlı ürtikerlerde aktifleşerek gösteren lökosit

matriks metalloproteinaze (matrix metalloproteinase; MMP) akciğer hücreleri, lenfositler, polimorf lökositlerin proenzim olarak ürettiği, makrofajlar tarafından aktifleştirilen, dokularda ve yara iyileşmesinin „remodelling“ evresi ile kronik yangılarda ekstrasellüler matriks düzenlemesine katkıları olan, yangılarda ve bağışıklık sistemi işlevlerinde düzenleyici etkisi saptanan ekstrasellüler endopeptidaze-nötral proteinaze ailesi; kollagen, laminin ve fibronektin gibi ekstrasellüler matriks proteinlerini parçalayabilen, kanserlerin yayılmasında önemli rolü olan, aterosklerozu hızlandırabilen, sitokinler, kemokinler, antimikro-biyal peptidler ve bağışıklık sistemi üzerinde etkileri olan enzim ailesi

M-CSF (macrophage colony-stimulating factor) osteoblastik hücreler ve osteositler tarafından üretilen, kemik iliğinde monosit üretimi, makrofajlar ve dendritik hücreler gibi mononükleer fagositlerin çoğalması ve işlevlerinin aktivasyonu, osteoklastik hücrelerin migrasyonu gibi işlevleri olan sitokin

mide delinmesi (gastric perforation) mide perforasyonu; aşırı derinleşen mide ülserinin delinerek periton boşluğuna açılması ve peritonit oluşturması (fistülleşme) ya da ülserin tabanının pankreasa yapış­ması (penetrasyon)

migrasyon (migration; emigration; transmigration) transmig-rasyon; göç; damar dışına çıkan lökositlerin aktif hareketlerle yangı odağına göç etmesi; marginasyonla damar endoteline yapışan lökositlerin proteolitik enzimleriyle kapiller bazal membranlarında oluşturdukları çatlaklardan doku aralıklarına girerek kemotaktik maddelerin yoğunlaştığı yangı bölgesine göçü

mikrofaj (microphage) granülosit; fagositoz yapabilen küçük hücreler; nötrofil polimorflar, eozinofil polimorflar, bazofil polimorflar gibi sitoplazmalarında granüller bulunan fagositler

mitojen (mitogen) hücreleri mitoza yönlendiren; hücre çoğalmasını kamçılayan​

monokin (monokine) monositlerce üretilmiş olan sitokin

mononükleer fagosit sistemi (mononuclear phagocyte system) RES elemanları; karaciğer, kemik iliği, dalaktan gelen myeloid seri kökenli hücreler, doku makrofajları (lenfoid doku makrofajları, mikroglia, Kupffer hücreleri, Langerhans hücreleri, kan ve lenf sinüslerini döşeyen makrofajlar gibi fagositoz yapabilen hücreler topluluğu

monosit (monocyte) kemik iliğinde üretilen, böbrek biçiminde çekirdekleri olan, kanda dolaştıktan bir süre sonra dokulara geçen ve makrofaja dönüşen yuvarlak hücreler

nekrozlu membran (necrotic membrane; genuine membrane) gerçek membran;  deri veya mukoza yüzeylerinde oluşan, esmer-sarımtırak renkli, yerinden ayrılamayan pıhtılaşma nekrozu

nezle (catarrh) burun, ağız, mide, bağırsak gibi mukozaların seröz yangısı

NK-lenfosit (natural killer; NK-cell) öteki lenfositler gibi uyarılması tetikleyici faktöre gerek duymayan, algıladıkları tümör hücrelerini ve virüslerle infekte hücreler gibi yüzey antijenleri değişen tüm hücreleri sitolitik proteinler (perforin) ile apoptozisi tetikleyen proteinler (granulysin) ve INF-gamma üretebilen, öteki lenfositlere kıyasla görece büyük ve granüllü sitoplazmaları olan, doğumsal bağışıklık sisteminin temel hücreleri

nöral progenitör hücre (neural stem cells) progenitör kök hücre; öncü hücre; unipotent kök hücre türü; santral sinir sinir sisteminin çeşitli hücreler özgünleşebilen ancak çoğalmaları ve onarım yetileri kısıtlı olan hücreleri

nötralizasyon (neutralization) etkisizleştirme; virüslere ve toksik moleküllere karşı üretilmiş olan özgün antikorların bu etkenlerin zararlarını bloke etmesi

nötrofil polimorf (neutrophilic leukocyte; neutrophil) nötrofil; kemotaksise en çok tepki veren, hızlı hareket edebilen, bakterileri ve yabancı cisimleri fagosite ederek sitoplazmik enzimleriyle ortadan kaldırılmasında etkili olan, kırmızı kemik iliğindeki ana hücrelerin (myeloblast) olgunlaşmasıyla meydana gelen,  kan dolaşımındaki ömürleri 20 saat yangılı dokuda yaşa­ma süresi 1-4 gün olan, 2-4 topuzcuktan oluşan çekirdekleri birbirlerine ince köprücüklerle bağlanan, sitoplazmaları soluk mavi granüller içeren, akut eksüdatif yangının en önemli hücresel komponenti olan, Staphylococcus, Streptococcus, Gram-negatif çomaklar ve koklar, Chlamydiae, Lymphogranuloma venereum, Kedi tırmığı hastalığı, Brucellosis, Tularemia, Melioidosis, Yersinia infeksiyonlarında etkin olan, bakterileri fagosite etmek, fagosite edilen bakterileri sitoplazmasında bulunan fagolizozomlardaki lizozimler, oksidatif etkili ürünler, arachidonic acid metabolitleri, vb kimyasallarla eriterek sindirmek gibi işlevleri olan lökositler

nötrofil polimorf aktivasyonu (activation of neutrophilic leukocytes) sitokinler (TNF-alfa), kemotaktik medyatörler (IL-8), arachidonic acid metabolitleri (LTB4), antijen-antikor kompleksleri, IgG ve IgM (Fc parçası), kompleman komponentleri (C5a, C3b) gibi nötrofil polimorf reseptörlerine yapışarak etkili olan medyatörler

nötrofil polimorf_kemotaksik faktörler (chemoattractant molecules for neutrophilic leukocytes) komplemanın C5a komponenti, bakteri ve mitokondri ürünleri/artıkları, küçük moleküllü peptidler, arachidonic acid metabolitleri, kemokinler nötrofil polimorfları olay yerine çeken, hareket yönlerini ve hedef bölgelerini belirleyen kimyasal maddeler

nötrofilik serin proteaze (neutrophilic serine protease) proteinaz; nötrofillerin yanı sıra eozinofiller, bazofiller, mast hücreleri, monositler, endotel hücreleri ve bazı lenfositler tarafından da üretilebilen, polimorfların sitoplazma granülle-rinde bulunan, protein komplekslerini parçalama yetisi olan,  nötrofillerin diapedezisine engel olan bazal membranları ve ekstrasellüler matriks niteliğindeki yapıları parçalayarak damar dışına çıkışlarını kolaylaştıran, nötrofillerin fagosite ettiği ölü hücreleri, bakteri ve matriks proteini artıklarını, canlı etkenleri, plazma proteinlerini (kompleman, immun globulinler, fibrin), matriks elemanlarını (kollagen, elastin, fibronektin, vd), lenfositleri ve trombositleri eritebilen, sitokin kökenli tepkileri düzenleyebilen, bağışıklık sisteminde ince ayar yapabilen, nötral proteinaze ailesinin üyesi olan bir enzim

oksidatif stres (oxidative stress) serbest oksijen radikallerinin kanser oluşumu ile hücreler ve dokular üzerinde hücrelerin ölümlerine dek uzanabilen güçlü etkileri

opsonin (opsonin) bakteri, virüs gibi patojenlerin ve apoptotik hücrelerin yüzeyine yapışıp özgün reseptörler (C3b reseptörü, Fc reseptörü) oluşturan, yapıştıkları hücrelerin yüzeyindeki elektrik yükünü değiştirerek fagositler tarafından kolayca tanınmalarını ve yakalanmalarını sağlayan, IgG ya da IgM yapısındaki antikorlar ve komplaman bileşenleri (C3b, C4b, C1q) molekülleri

opsonizasyon (opsonization) bakteri, virüs gibi patojenlerin ve apoptotik hücrelerin fagositler tarafından kolayca tanınmalarını ve yakalanmalarını için opsoninler ile etiketlenmesi

organizasyon (organization) bütünleşme; geniş alanları etkileyen bir yarada ya da akut yangıda resolüsyonla temizle-nemeyen eksüdanın granülasyon dokusuna değişerek ve yerinde nedbe (sikatris) bırakarak iyileşmesi

osteonektin (osteonectin) bağ dokusunda ve kemik dokusun-da osteositlerin özgünleşmesi ve kollagene bağlanmalarında etkili protein

osteopontin (osteopontin) kalsifikasyon olgusunu düzenleyen, lökosit göçünü yönlendiren protein

patern algılama reseptörleri (pattern recognition receptors; PRRs) çoğu canlı etkenin farklı yapılardaki antijenlerini özgün biçimde algılayabilen, canlı etkenlerin antijenik niteliklerini anında algılayabilen, antijenin türüne ve niteliğine göre sitokinlerin ve kemokinlerin salgılanmasını yönlendirerek T-lenfositlerin aktivasyonunu sağlayan, ağız mukozasındaki keratinositlerin ve dendritik hücrelerin yüzeyleri ile fagositlerin ve NK hücrelerinin membranlarında bulunan reseptörler

penetran yara (penetran wound) sivri uçlu cisimlerin (kama, süngü, iğne gibi), mermi çekirdeklerinin ve patlamalarda uçuşan cisimlerin neden olduğu,  ağzı dar, derinliği fazla olan, sinirleri, damarlar ve iç organları da etkileyebilen yaralar

perforin (perforin) CD8+ lenfositlerinin ve NK lenfositlerinin üretebildiği, hedef hücrelerin (virüsle infekte hücreler, kanser hücreleri) çeperlerini delebilen glikoprotein

permanent hücre (permanent cell) myokard ve nöronlar gibi mitoz evresine girebilme yetisini önemli ölçüde yitirmiş, ortadan kalktıklarında yerlerinin fibrozis ya da gliozis ile doldurulduğu hücre türü

primer yara iyileşmesi (primary intention) kesiğin iki kenarı (yara dudakları) birbirinden uzaklaşmadığında ya da sütür konularak karşı karşıya getirildiğinde gerçekleşen, yerinde çok ince bir iz bırakabilen ya da iz bırakmayan yara iyileşmesi

pirojen sitokinler (pyrogenic cytokines) çoğunlukla yangı ya da infeksiyon hastalığı salınan ve hipotalamustaki denetim mekanizmasının işlevlerini aksatarak hipertermiye neden olan medyatörler

piyemi (pyemia) pyemi; abse odağındaki elemanların kan dolaşımıyla vücuda yayılması sonucunda ateş, titreme, terleme ve çeşitli organlar­da yeni abse oluşması. piyemik (pyemic) piyemi sonrası meydana gelen; piyemi ile ilgili. piyemik abse (pyemic ab­scess) pyemi sonrasında çeşitli organlarda oluşan küçük abse odakları

piyojen (pyogenic) pyojen; irin doğuran. piyojen membran (pyogenic membrane) pyojen membran; abseyi kuşatan granülasyon dokusu 

plazma hücresi (plasma B-cells; plasma cell; plasmocyte) T-lenfositlerinin (özellikle CD4+) ürettiği sitokinlerin ya da etkin bir antijen (lipopolisakkaridler, stafilokok kökenli protein A, CMV, EBV) etkisiyle B-lenfositlerindeki klonal proliferasyon sonucu oluşan ve immunoglobulinleri üretme yetisi kazanan, kronik yangılarda lenfositlerle birlikte ön planda görülen hücre

poliklonal B-lenfosit aktivasyonu (polyclonal activation of B cells) bazı virüsler, bakteriler ve parazitler ile polivalan maddelerin tetiklediği, SLE gibi otoimmun hastalıklarda da rastlanabilen, poliklonal B-lenfosit oluşumu ve bunun sonucu olarak hypergammaglobulinemia tablosunun ortaya çıkması süreci

polivalan madde (polyvalent substance) aslında antijen niteliği taşımadıkları halde B-lenfositlerinin antijen reseptörlerine bağlanarak plazma hücrelerine dönüşmelerine neden olan madde

pro-inflamatuvar (pro-inflammatory) pro-enflamatuvar; yangı uyarıcı; yangı hızlandırıcı

proliferasyon (proliferation) hücre çoğalması; hücreyi siklusa zorlayan faktörlerin belirmesiyle ve siklus evrelerinin hız kazanmasıyla gerçekleşen, rejenerasyonda, hiperplazide, doku zedelenmelerinde, tümörlerde, vb oluşan hücre çoğalması

proteinazeler (proteinases) nötrofil polimorflar, bazofiller, mast hücreleri, monositler, endotel hücreleri ve bazı lenfositler tarafından üretilebilen, protein yapısındaki hemen her şeyi (ölü hücreler, bakteri ve matriks proteini artıkları, canlı etkenler, fibrin, matriks elemanları) eritebilen enzimler

püstül (pustula) çiçek hastalığı, impetigo, püstüllü psöriazis, vb hastalıklarda içi irinle dolu kesecikler

rejenerasyon (regeneration) özgün hücreler ortadan kalktığı yaralarda ya da yangılarda çevredeki aynı cins hücrelerin çoğalarak defekt bölgesini iz bırakmadan doldurması; bir doku kaybında ortadan kalkan hücrelerin yerini aynı cinsten ve aynı değerde hücrelerin çoğalarak doldurması

reparasyon (reparation) onarım; rejenerasyonun gerçekleşe-mediği doku kayıplarında ya da eksüdanın tam olarak temizlenememesi nedeniyle rezolüsyonun yetersiz kaldığı olgularda meydana gelen granülasyon dokusunun yerini zamanla nedbe dokusuna bıraktığı, ortadan kalkan hücrelerin yerini daha düşük değerde ve aynı cinsten olmayan hücreler çoğalarak doldurduğu iyileşme türü

restitutio ad integrum (restitutio ad integrum) bir yangı alanının iz bırakmadan iyileşmesi

rezolüsyon (resolution; restitutio ad integrum) çözünürlük; çözümleme olgusu; doku kaybı görülmeyen yara ya da akut yangı iyileşmesi olgularında eksüdanın tümüyle ortadan kalkarak iz bırakmadan iyileşmesi

sekonder yara iyileşmesi (secondary intention) yara dudaklarının birbirinden uzak olduğu ya da önemli doku kayıpları olduğunda gerçekleşen, yerinde az ya da çok bir iz bırakan yara iyileşmesi

serbest oksijen radikalleri (free radicals; oxygen reactive species; ROS) serbest oksijen radikalleri; reaktif oksijen; bakterisid ve sitotoksik etkileri olan, üretimi çoğunlukla kemotaktik maddeler, immun kompleksler ve fagositoz süreciyle koşut, çoğunlukla fagositlerce ve endotel hücrelerince salınan, kısa ömürlü ancak bakterisid/sitotoksik etkisi çok güçlü olan oksijen kökenli medyatörler. serbest oksijen radikalleri_hidrojen peroksid (hydrogen peroxide; H2O2): O2- moleküllerinin hücre yüzeyinde ve fagolizozomlarda bulunan superoxide dismutase enzimi aracılığıyla hızla H2O2’e dönüşmesiyle oluşan, mitozu tetikleyen, hücre çoğalması üzerinde etkili,  canlı etkenleri parçalayabilen ve öteki oksidan maddelerin oluşumuna katkıda bulunan serbest radikal. serbest oksijen radikalleri_nitrik oksid (nitric oxide anion; •NO; NOS) çeşitli hücreler tarafından üretilen, bu nedenle nöronal NOS (nNOS), endotelyal NOS (eNOS) ve değişken NOS (iNOS) gibi 3 türü bulunan, en önemli etkisi damar vazodilatasyonu olan, ayrıca damar endotelinin zarar gördüğü alanlarda trombositlerin kümeleşmesini önleyen, lökosit kökenli oksijen radikallerinin etkisini azaltan, makrofaj kökenli olduğunda canlı etkenlerin bir bölümüne ve tümör hücrelerine sitotoksik etki gösteren kısa ömürlü bir serbest radikal. serbest oksijen radikalleri_superoksid anyonu (superoxide anion; O2-) fagositlerin ve endotel hücrelerinin mitokondrial membran-larının iç katmanında üretilen, kısa ömürlü ancak bakterisid/ sitotoksik etkisi çok güçlü olan, ayrıca DNA hasarı, ateroskleroz, otoimmun hastalıklar, demans, diabet, yaşlanmayı hızlandırma gibi olumsuz etkileri olan, oksijen kökenli medyatörlerin büyük bölümünün oluşumunda ilk adım olan anyon

sIgA (secretory IgA) salgısal immunoglobulin A; mukozaların koruyucu immunoglobulini

sıyrık (abrasion) çok güçlü olmayan ya da eğik gelen mekanik bir etkiyle epidermis ve bazen dermisin yüzeysel bölümlerinin yerinden ayrılmasıyla oluşan yara

siklin (cyclins) hücre siklusunun sürekliliğini sağlayan proteinler. siklin kinazeleri (cyclins; cyclin-dependent kinases; CDKs) siklinlerle kompleksler oluşturduklarında aktive olan, siklusun değişik dönemlerinin birbirlerine geçişini sağlayan farklı kombinasyonlar oluşturan, hücre siklusunun sürekliliğini sağlayan protein kinazeleri ; DNA zararı ya da kusurlu DNA sentezi algılandığında tümör süppressör geni (p53) olarak nitelenen sistem aktive olarak CDK inhibitörlerinin üretimini arttırır

sitokin (cytokine) hücrelerarası iletişimi sağlayarak immun sistemin senkronizasyonunda, hematopoiezde görev alan, birbirlerinin sentezini tetikleyen ya da azaltan, küçük molekül ağırlıklı glikoprotein, protein ya da peptid niteliğindeki moleküller. pro-inflamatuvar sitokin (pro-inflammatory cytokines) yangısal tepkileri tetikleyen ve güçlendiren sitokin. anti-inflamatuvar sitokin (anti-inflammatory cytokines) yangısal tepkileri baskılayan ve güçsüzleştiren sitokin. sitokin_endokrin etkili (endocrine action) bir sitokinin kendisini üreten hücreler-den uzaktaki hücreleri etkilemesi. sitokin_otokrin etkili (autoc-rine action) bir sitokinin kendisini üreten hücreyi etkilemesi. sitokin_parakrin etkili (paracrine action ) bir sitokinin kendisini üreten hücrelere komşu hücreleri etkilemesi

sitokin reseptörleri (cytokine receptors ) hücrelerin yüzey-lerinde bulunan, sitokinlere bağlanarak üretimlerini ve etkinliklerini arttırabilen aksesuar proteinler

skuamöz epitel (squamous epithelium) deride örtücü, orofaringeal mukoza, anal bölge, vb alanlarda döşeyici bir katman oluşturan, fiziksel, kimyasal ve immünolojik nitelikleriyle patojen etkenlerin dokulara girişini ve olumsuz etkilerini önleyen doğal bağışıklık sistemi bileşeni

SPARC (secreted protein acidic and rich in cysteine) yara iyileşmesini izleyen remodeling döneminde etkili olan bir angiogenezis inhibitörü

stabil hücre (stabil cell; postmitotic cell) karaciğer epitel hücreleri, böbrek tubulus hücreleri, fibroblastlar, endotel hücreleri ve osteoblastlar gibi G0 evreleri ve yaşam süreleri uzun, mitotik aktiviteleri kısıtlı olan, gerektiğinde çoğalabilen hücreler

süperantijen (superantigen) Staphylococcus aureus, Streptococcus pyogenes gibi pyojen bakterilerin neden olduğu besin zehirlenmesi, toksik şok, kızıl, vb akut tablolar ile bazı virüs infeksiyonlarında antijen sunan hücreler tarafından işlenmesine gerek kalmaksızın etkili olarak MHC-II molekülleri aracılığıyla çok sayıda T-lenfositini aktive eden, bağışıklık sisteminin yoğun tepkisi nedeniyle serumda TNF-alfa, IL-1, IL-6 IFN-gamma aşırı yükselmesiyle sitokin fırtınasına yol açan antijenler

tenasin (tenacin; TNX) embriyonda özellikle tendon ve perimisyum dokularının morfogenezinde ve hücrelerin birbirlerine yapışmasında görev alan glikoprotein

T-lenfosit (T-cell; thymic lymphocyte) lenfoid kök hücrelerin (intrauterin dönemde) kemik iliğinden timusa göç ederek burada olgunlaşan, periferik kandaki lenfositlerin 2/3’ünden fazlasını oluşturan, hücrelerin yüzey antijenleri ile morfolojik yapıları ve işlevlerine göre farklılıklar gösteren alt grupları (CD4+, CD8+, TCM) bulunan, lenf düğümlerinin parakortikal ve interfoliküler alanlarında, dalakta periarterioler, gastrointestinal sistemde Peyer plaklarında perifoliküler yerleşme gös­teren, ürettikleri limfokinlerle makrofajların aktivasyonunu düzenleyen ve antikor yapımını tetikleyen, hücresel bağışıklığın temel bileşeni olan, transplantasyonlarda red mekanizmasını yönlendiren, uzun ömürlü lökosit ailesi. Th1 lenfosit (Th1-cell) IL-2 ve gamma interferon (IFN-gamma) üreten CD4+ lenfosit türü. Th2 lenfosit (Th2-cell) IL-4, IL-5 ve IL-10 üreten CD4+ lenfosit türü

T-lenfosit reseptörü (T-cell receptor; TCR) T-lenfositlerinin yüzeyinde bulunan, kendisine uygun olan MHC aracılığıyla sunulan antijeni tanımakla ve uygun tepkinin verilmesini düzenlemekle görevli, immunoglobulin süper ailesinin üyesi olan özgün bir protein

toll-like reseptörler (toll-like receptors; TLRs) hücre yüzeylerinde bulunan doğal ve edinsel bağışıklıkta etkin olan transmembran proteinler

trombospondin (thrombospondin; TSP) yara iyileşmesinin sonuna doğru angiogenezisi inhibe eden, hücre-hücre ve hücre-matriks etkileşimlerini gerçekleştiren glikoprotein ailesi

tüberkülin testi (tuberculin skin reaction; PPD skin reaction) PPD testi; bireyin M.tuberculosis ile infekte olup olmadığını saptamak için tüberküloz aşısından önce yapılan, pozitif olan testlerde CD4+ lenfositlerinin etkin olduğu ​tip IV aşırıduyarlılık reaksiyonu

ülser (ulcer; ulcus) ulkus; bir doku ya da organı örten/döşeyen epitel taba­kasının altındaki katmanların bir bölümü ile bir­likte eriyerek ortadan kalkmasıyla oluşan çukur şeklindeki lezyon; deri ya da mukozada epitel ile birlikte daha derin tabakalarda oluşan nekroz alanının eriyerek aktığında yerinde bıraktığı, iyileşmenin defekt bölgesini dolduran granülasyon dokusu ile gerçekleştiği, iç yüzü gri-sarı renkli nekrotik bir tabaka ile döşeli defekt

ülserasyon (ulceration) ülserleşme; ülser lezyonu

ülseratif kolit (ulcerative colitis) kalın bağırsaklarda oluşan, deri ve mukoza ülserlerinin de gelişebildiği, ağız mukozasın-daki ülserlerin kolon ülserlerinin aktifleştiği dönemlerde belirdiği, ağız mukozasındaoluşan  intraepitelyal mikroabse-lerin birbirleriyle birleşerek geç iyileşen ve sikatrislere neden olan derin ülserlere dönüşebildiği kronik-ülserli bir hastalık

ürtiker (urticaria) duyarlı olunan bir alerjenle teması izleyen birkaç dakika içinde ortaya çıkan, etkilenen alanda ansızın beliren kaşıntı, hiperemi ve ödem bulgularının saptandığı yerel tip I aşırıduyarlılık reaksiyonu kökenli akut dermatit tablosu

vaskülogenezis (vasculogenesis) vaskülojenez; kemik iliğinde üretilen ve kan dolaşımında da bulunabilen endotelyal progenitor hücrelerin (angioblast) proliferasyonu ve özgünleşmesiyle gerçekleşen angiogenezis

vezikül (vesicula) skuamöz epitelin uçuk (herpes), vb seröz yangılarında içi serumla dolu, çapı 1-2 mm’den küçük kesecik

vezikülobüllöz (vesiculobullous) veziküllerin ve büllerin birlikte olması

yangı (inflammation) organizmaya yabancı ya da zararlı tüm etkenleri ve onların neden olduğu zararları ortadan kaldırma çabası; etken/uyaran ve ona bağlı doku zararlarının bulunduğu yerde nötralize edilmesi ve/veya eritilmesi, vücut dışına atılması veya sınırlandırarak (demarkasyon) vücuttan ayrı tutulması çabaları. akut yangı (acute inflammation)  akut iltihap; bir dokunun ya da organın çeşitli bileşenlerini doğrudan sarsan tüm etkilere ya da uyaranlara karşı verilen, aktif hiperemi ve eksüdasyon gibi özgün olmayan bilinçsiz tepkilerden oluşan kısa süreli, nötrofil polimorfların ön planda olduğu reaksiyon. kronik yangı (chronic inflammation) kronik iltihap; süreğen yangı; bir dokunun ya da organın çeşitli bileşenlerini doğrudan ya da dolaylı yollardan etkileyen uyaranlara karşı verilen, özgün olabilen, uzun süreli, lenfositlerin, plazma hücrelerinin ve fibrozisin ön planda olduğu tepki. fibrinli yangı (fibrinous inflammation) fibrinli iltihap; damarlardan plazmanın çıktığı, plazma ile dokuya gelen fibrinojenin pıhtılaştığı, fibrin lifleri arasında az veya çok lökositlerin bulunabildiği, üremi, tüberküloz, pnömoni, difteri gibi hastalıklarda görülen yangı türü. lökositli yangı (fibrinous inflammation) irinli yangı; irinli iltihap; damarlardan nötrofil polimorfların yoğun olarak dokulara çıktığı, abse, flegmon ve irin içeren tüm olguları betimleyen yangı türü. nekrozlu yangı (necrotizing inflammation) nektotizan yangı; nekrozlu iltihap; ön planda doku yıkımının olduğu, nekroz alanlarını kuşatan eksüdasyonun olabildiği yangı türü. seröz yangı (serous inflammation) yangının başlangıcında damarlardan yalnızca serumun çıktığı en hafif yangı türü

yangıda büyüme faktörleri (growth factors) makrofajlar, plaketler, mezenkimal hücreler, epitel hücreleri, endotel ve mast hücreleri ile T-lenfositlerince üretilebilen, hücrelerin üreme ve çoğalmalarını etkileyen sitokinler

yangıda sistemik belirtiler (systemic findings in acute inflammation) akut yangıda saptanabilen ateş, bakteri infeksiyonlarında lökositoz, virüs infeksiyonlarında lenfositoz ve nötropeni, alerjilerde ve parazit hastalıklarında eozinofili, akut faz reaktan maddelerinin (C-reaktif protein, alfa1-antitrypsin, haptoglobin) düzeylerinde yükselme, ferritin düzeyinde düşme, sedimentasyonda (ESR) hızlanma, lenfadenopati, kan kültüründe canlı etken varlığı, sepsis ve septik şok gibi bulgular; kronik yangıda saptanabilen anemi, plazma protein (immunoglobulinler ve kompleman) düzeylerinde artma, sistemik amiloidoz, kilo kaybı, eklem ve kas ağrıları gibi bulgular

yangıda yerel belirtiler (local findings in acute inflammation) akut yangıda saptanan calor (ısı artışı), rubor (kırmızılık), dolor (ağrı), tumor (şişlik) ve functio lease (işlev bozukluğu)

yara (wound) vücut bütünlüğünün bozulduğu lezyon

yara açıları (angles of wound) yara dudak­larının birbirleriyle karşılaştığı noktalarda (her iki uçta) oluşan açılar

yara boyu (length of wound) yaranın, deri üzerinde gözle görülen uzunluğ

yara derinliği (depth of wound) yara tabanı ile deri yüzeyi arasındaki uzaklık

yara dudakları (edges of wound) yaralı deri bölgesinin yara içine bakan yüzleri; yaranın karşılıklı kenarları

yara genişliği (width of wound) yara dudakları arasındaki uzaklık

yara iyileşmesi_primer (primary intention) primer yara iyileşmesi; kesiğin iki kenarı (yara dudakları) birbirinden uzaklaşmadığında ya da sütür konularak karşı karşıya getirildiğinde gerçekleşen, yerinde çok ince bir iz bırakabilen ya da iz bırakmayan yara iyileşmesi

yara iyileşmesi_sekonder (secondary intention) sekonder yara iyileşmesi; yara dudaklarının birbirinden uzak olduğu ya da önemli doku kayıpları olduğunda gerçekleşen, yerinde az ya da çok bir iz bırakan yara iyileşmesi

yırtık yarası (laceration; lacera­tio) dokuları geren ve ezen güçlerin oluşturduğu deri ve içorgan lezyonları; deride dokuları geren ve ezen güçlerle oluşan, yara çizgisinin düzenli ya da yıldıza benzer dallanmalar gösterdiği, kenarları ekimozlu deri lezyonu; derin dokuların ve organların yırtıklarında (karın üzerine gelen geniş cisimlerle olan travmalarda) karaciğer, dalak, böbrekler, vd ölümle sonlanabilen yırtılmalar

zonula adherens (zonula adherens) epitel hücrelerinde, fibroblastik hücrelerde, kalp kası hücrelerindeki interkalar disklerde ve düz kas hücrelerinin arasındaki bağlantıları sağlayan cadherin moleküllerinin organizasyonu